16 May 2019

GEMİ İNŞA YAN SANAYİİNDE MALİYETLER REKABETİ GÜÇLEŞTİRİYOR

Gemi inşa sektöründe öne çıkan konulardan biri yan sanayi ürünlerinde yerli üretim oranlarının artırılması… Sektörde iş sadece üretim ile bitmiyor. Kalite ve satış sonrası hizmetler gibi faktörleri baz alan sertifikalar da önemli yer tutuyor. Bu kalemler maliyetleri nedeniyle üretici konumuna, özellikle geçiş süreçlerinde belirsizliğe neden oluyor. Biz de büyük potansiyeli olan bu sektörün oyuncularına yaşadıkları sıkıntıları ve sorunları sorduk.

TAMER KIRAN: “SEKTÖRDE YERLİ ÜRÜN KULLANIMI YÜZDE 40”

Türkiye’deki tersanelerin yeni siparişlerle ileri teknoloji kullanan yeni nesil gemilere yönelmesi ile gerçekleşen dönüşümün yan sanayi sektörüne de yansıyacağını dile getiren İMEAK DTO Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran, 1995-2004 yılları arasında yüzde 15’lerde olan gemi ve yat inşasında malzeme ve ürünlerin yerli katkı oranının, günümüzde ortalama yüzde 40 seviyelerine ulaştığını söyledi. Koster Filosu Yenileme Projesi’nin halen gündemlerinde olduğunu belirten Kıran, “Projenin, içerdiği yerli ve milli perspektif ve filoyu yeni nesil gemilerle yenileme amacı bakımından hem gemi inşa sanayimizin hem de ona paralel olarak gemi yan sanayimizin gelişme trendine ivme kazandıracağına inanıyoruz” diye konuştu.

İSTİHDAM POTANSİYELİ YÜKSEK BİR SEKTÖR

Gemi yan sanayi ürünlerinin gemi toplam maliyetindeki oranının önemli boyutlarda olduğuna değinen İMEAK DTO Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran, sektörün istihdam yaratma özelliğinin de çok yüksek olduğunu ifade etti. Kıran, konuyla ilgili, “Ülkemizde gemi sanayinde çalışan her işçiye karşılık yan sanayi sektöründe 3 çalışan görülürken; yerli ürünleri ağırlıklı kullanan ülkelerde bu sayı 5-7 kişi arasında değişiyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın 2017 verilerine göre, Türkiye’de gemi inşa yan sanayi sektöründe çalışan sayısı yaklaşık 81 bin 600 kişi dolayında” bilgilerini verdi.

GLOBALLEŞME ÜRÜN KALİTESİNİ ARTIRIR MI?

Savunma teknolojilerinde bilgi birikimi ve yerli savunma sanayinde katkı payını artırmak amacıyla faaliyetlerini sürdüren MİLGEM Projesi’nden örnek veren Kıran, “Yerli ürün kullanımı yönünde izlenen politikalar ve kararlı tutum, gemi yan sanayinin atılımına etkili bir dayanak oluyor” ifadelerini kullandı. Yan sanayi üreticisi bazı firmaların, uluslararası rekabet koşulları ve bunların getirdiği zorunluluklara bağlı olarak ürün kalitelerini artırdığına da dikkat çeken Kıran, “Türkiye tersanelerinde ihraç amaçlı olarak inşa edilen gemi ve yatlar üretilen ürünlerin, dolaylı olarak ihracına imkan yaratıyor” dedi.

VEDAT ÇETİNCAN: “BÜYÜK GİBİ GÖRÜNEN KÜÇÜK BİR SEKTÖR”

Şirket olarak, gemi inşa yan sanayi sektöründe son 1 yıl içinde bazı ürünlerini imal etmeye başladıklarını kaydeden Saygı Denizcilik Personel Müdürü Ahmet Vedat Çetincan, “Türkiye içinde oluşan krizlerden en geç etkileniriz, en geç yine biz çıkarız. Global krizlerden etkilendiğimiz bir gerçek. Kriz dünyada başlarken, ticaret hacmi düşüşe geçer, gemiler daha az çalışır. Kriz bitip ‘Biz yine çıkışa geçiyoruz’ dendiği an biz işe başlarız. Çünkü o gemiler işe başlayacak ve ham madde taşıyacaklardır” ifadelerini kullanıyor. Türkiye’de gemi inşasında yan sanayinin büyük gibi görünen ancak aslında küçük bir sektör olduğunu kaydeden Çetincan, “Türkiye’de çok az şirketin bu konuda faaliyetleri bulunuyor. Çalışan hacminin 70 bini geçmeyeceğini tahmin ediyorum. Diğer yandan katma değer ve girdi oranlarına bakarsanız baya ciddi rakamların olduğunu görebilirsiniz” dedi.

MARKALARLA BAŞ ETME ZORLUĞU

Sektörün yüzde 80’inin de iç piyasa değil de yurt dışı ile çalıştığını dile getiren Çetincan, sözlerine şöyle devam etti: “Yan sanayide global olmadığınız sürece gelişemezsiniz. Bugünden itibaren yeni bir şeyler yaratmaya başladığınızı düşünelim. Bunu yapan dünyada ne kadar çok marka olduğunu görürsünüz. Dolayısıyla siz üretime başladığınız an karşınıza güçlü ve işi yıllardır yapan firmalar olur ki müşteriye ulaşmanız çok fazla mümkün olmaz. Müşteri yıllardır çalıştığı firmayı tercih etmeye eğilimli. Bu durumla baş etmek mümkün değil.” Çetincan, konuyu, “Markalaşma, yaptığınız işlere bağlı olarak ardınızdan gelen bir şey. Reklam yapmanıza gerek kalmıyor” diye özetledi.

SERTİFİKAYA AYRI BİR YATIRIM ŞART

Yan sanayinin büyüyememesinin önemli nedenlerinden birinin de sertifikasyon olduğuna dikkat çeken Çetincan, sektörün onaylı ürün kullanmak zorunda olduğunu ifade etti. Çetincan, bunun da tamamen maliyete bağlı olduğunu kaydederek, “Avrupa ülkeleri bu işi kendi aralarında çözebiliyor. Zira bu sertifikaları onlar veriyor. Türkiye’den gittiğimiz zaman onların 10 lira yatırdığı bir belgeye biz 20 liraya yaptırıyoruz. Sertifikasyon tamamen parasal bir şey. Ürünlerimizi satabilmemiz için sertifikaya ayrı bir yatırım yapmamız şart” ifadelerini kullandı. Konunun devlet desteği boyutuyla ilgili Çetincan, “Bizim sektörümüzde Alman, Japon markaları hep ön planda yer alıyor. Bu markaların arkalarında devletin desteğinin olduğunu görüyorsunuz. Yerli yan sanayicinin de globalde kendini aşabilmesi için devlet desteklerine de ihtiyacı var” şeklinde konuşuyor.

HABERİN DEVAMINA DERGİMİZİN MAYIS SAYISINDAN ULAŞABİLİRSİNİZ…

16 May 2019
Benzer Haberler
GEMİ İNŞA YAN SANAYİİNDE MALİYETLER REKABETİ GÜÇLEŞTİRİYOR
Kategori: Denizyolu
TÜRKİYE DENİZCİLİKTE İNOVASYON VE ÖZEL TİP GEMİLERLE BÜYÜYOR
Kategori: Denizyolu
GEMİ İNŞA YAN SANAYİİNDE MALİYETLER REKABETİ GÜÇLEŞTİRİYOR
Kategori: Denizyolu
Yazarlar

PİYASALARA YAZ NE ZAMAN GELİR?

YENİ OYUN MU ESKİ OYUN MU?