20 Kas 2018

ÖKÜZ NE KADAR GÜÇLÜ OLURSA OLSUN FAREYİ YAKALAYAMAZ

Çalışanlarımızdan, çocuklarımızdan olan beklentilerimizi nasıl şekillendirdiğimizi hiç düşündünüz mü? Onların ne yapmalarını istiyoruz? Neyi tamamlamalarını, işin hangi kısmını yüklenmelerini, neyi başarmalarını diliyoruz. Bunu tüm samimiyetimizle istediğimize eminim ama ya onların istedikleri ve/veya yapabilecekleri çok farklıysa. Size Doğu Felsefesi’nde önemli hikayelerden kabul edilen bir alıntıyı aktarayım.

İki farklı bilge kendi aralarında konuşmaktadırlar. Hui-Tse, Chuang-Tse’e şöyle dedi: “Hiçbir marangozun inşaatta kullanılabilecek ahşap haline getiremeyeceği büyük bir ağacım var. Onun dalları ve gövdesi o kadar çarpık ve sert ki her tarafı budaklar ve çıkıntılarla kaplı. Ev yapmak isteyen hiçbir inşaatçı kafasını çevirip bu ağaca bakmıyor bile. Senin öğretilerin de aynı bu ağaç gibi, faydasız ve değersiz. Bu nedenle hiç kimse onları takip etmez, bomboş bilgilerin var.” “Bildiğin gibi” Hui-Tse, diyerek konuşmasına başladı Chuang-Tse, “Bir kedi avını yakalamakta çok yeteneklidir. Yere doğru çömelir, her neyin peşindeyse ona doğru sıçrayabilir. Fakat dikkati avına odaklandığında, bir ağ ile kolayca yakalanabilir. Öte yandan, büyük bir öküz kolayca yakalanamaz veya üstesinden gelinemez. Bir öküz gökyüzünde ulaşılamaz bir bulut ya da arazide sağlam bir kaya gibi durur. Ama öküzün tüm gücüyle bile bir fareyi yakalayamazsın. Ağacının ahşap olarak kullanılamayacağı nedeniyle şikâyet ediyorsun. Fakat onun gölgesinden faydalanabilirsin ya da dallarının altını barınak olarak kullanabilirsin. Görünüşüne ve karakterine hayran olabilirsin. Bir baltanın tehdidi altında yaşamadığına göre onun varlığını da kimse tehdit edemez. O sana faydasız gibi görünüyor çünkü onun gerçekte faydasını göremiyorsun ve olmadığı bir şeye dönüştürmeye çalışıyorsun.”

Hikâye oldukça keyifli ama bizim durumumuzla da bir ilişkisi var. Çalışanların çoğu farklı yeteneklere sahipler ama bazen işin niteliğine farklı bir açıdan bakmak o işi, birinin daha farklı yapabileceği bir hale getirebilir. Bunun için en önemli şeylerden biri birlikte olduğunuz insanlara gerçekten tanımak için bakmaktır. Başka türlü onları gördüğümüzü zannederiz ama göremeyiz. Eğer ekibinizde ya da evinizde var olan yetenek havuzunu ve bu havuzun farklı perspektiflerden görünüşünü tam olarak fark etmiyorsanız kendi güçlü yanlarınızı da bilmiyorsunuz demektir. Bunun sözde kolay olduğunu ama gerçekte bu kadar kolay olmadığını biliyorum. Ancak bir liderin ya da bir ebeveynin gerçek işi nedir ki? Ekibinde ya da ailesinde olan biteni gözlemleyerek onlar için en doğru kararları vermek değil midir en önemli işi? Belki çoğumuzun “eğitimli bir gözlem” yapmaya yeterli vakti yok. Ama bu vakti ayırmadığımız sürece de hiçbir zaman gelişim için vakit bulamayacağız demektir.

Size önerim hem çalışanlarınıza hem de çocuklarınıza belirli aralıklarla “Hangi yetenekleri gözden kaçırıyorum?” sorusunu sorarak bir daha bakın. Ya da bir çalışandan vazgeçmek üzere olduğunuzda “Neyi kaçırıyorum?” diye kendinize sorun. Belki her zaman başka bir cevabınız olmayabilir ama yine de farklı bir perspektifi denemiş olursunuz. Liderlik, farklı kaynakları farklı şekilde kullanabilme becerisi ile direkt bir ilişki içerisindedir.

20 Kas 2018
Benzer Haberler
GÖRÜNÜR YÖNETİCİLER
Kategori: Yazarlar
NE KADAR EĞLENCELİ BİR PATRONSUNUZ?
Kategori:
MUTSUZ ÇALIŞAN
Kategori: Yazarlar
Yazarlar

SİYASET VE EKONOMİ İLİŞKİSİ

ÖKÜZ NE KADAR GÜÇLÜ OLURSA OLSUN FAREYİ YAKALAYAMAZ