19 Kas 2018

“KÜLTÜR, STRATEJİYİ KAHVALTIDA YER!”

Şirketlerin en üst kademesinden başlayıp tüm tabana kadar yayılan ve firmanın işleyişinin her alanında hissedilen organizasyonel kültür ya da bir diğer deyişle kurum kültürü, günümüz şirketlerini başarıya taşıyan en önemli kriterlerden biri olarak görülüyor. Kısaca, organizasyonu oluşturan tüm çalışanların benimsediği davranışların bütünü olarak tanımlayabileceğimiz organizasyonel kültür, firma bünyesinde gerçekleştirilen tüm faaliyetlerde davranışları, alışkanlıkları, ilişkileri, işin işleyiş tarzını yönlendiren ve etkileyen önemli bir çerçeve görevi yapıyor. Başlı başına bu görev bile kurumların organizasyonel kültür konusuna neden önem vermeleri gerektiğini anlatır nitelikte.

KÜLTÜR NASIL DAVRANDIĞINI, STRATEJİ NEREYE GİTMEK İSTEDİĞİNİ BELİRLER
Kurumsal firmaların birçoğu kurum kültürü de diyebileceğimiz organizasyonel kültür konusunun özünü anlamış olsa da, bu kavramla ilgili yaşanan en büyük yanlış anlaşılma, kurum kültürü ve stratejisinin birbirine karıştırılması. Konuyla ilgili görüşlerini aktaran ATÖLYE Kurucu Ortağı Kerem Alper, “Kültür ve strateji arasındaki farkı kendimizden yola çıkarsak daha iyi içselleştirebiliriz” diyor ve bu farkı şöyle açıklıyor: “Hayatımızın anlamını bulmaya çalışmamız çoğu kişiye garip gelmez, hatta bu soru üzerine yapılan konuşmalar gündelik esprilere bile konu olur. Diğer yandan her bireye özel bir değer seti olduğunu düşünmemizde de bir gariplik görmüyoruz. Kişinin değerleri o kişinin davranışlarını tetikliyor ve karakterini belirliyor. Aynı durum organizasyonlar için de geçerli. Organizasyonun hayatının anlamı ve organizasyondaki baskın davranış biçimleri o organizasyonun kültürüdür. Bireyin kendini beş-on yıl sonra görmek istediği bir yer varsa, bu bireyin vizyonudur. Görmek istediği yere varmak için çeşitli planlar yapar, bu planlar doğrultusunda aksiyon alır, işler düşündüğü gibi gitmiyorsa da başka yollar dener. İşte bu da stratejidir. Aynı durum organizasyon için de geçerlidir. Kültür bir organizasyonun nasıl davrandığını belirleyen etkenler bütünüdür. Strateji ise organizasyonun gitmek istediği yere ne şekilde gideceğini tarif etmesidir, yol haritasıdır.”

“KURUM KÜLTÜRÜ, YENİ KUŞAĞIN BEKLENTİLERİNİ KARŞILAYABİLMELİ”
Organizasyonel kültür, yeni yetenekleri çekme ve çalışanları elde tutma gibi konularda da firmalara fayda sağlayabiliyor. Artık sadece çalışmak veya para kazanmak derdinde olmayan yeni kuşak, kendini gerçekleştirebileceği, güçlü özelliklerini yansıtırken yeni yetkinlikler kazanabileceği ortamlarda bulunmak istiyor. People Make the Brand Konferansı’nın bu seneki moderatörü Serdar Turan’a göre, bu beklentilerin karşılanması için öncelikle kurumların kültürünün buna uygun olması gerekiyor. Turan, çözümü şöyle özetliyor: “Yeni kuşakların beklentilerinin özüne bakıldığında bunlar pansuman çözümlerle veya kısa sürede sonuç verecek girişimlerle sağlanamayacak kadar yapısal. Bu noktada söz konusu yetenekleri çekmek isteyen şirketler, kültürel yapılarının bunu ne kadar desteklediğine bakmalı ve destekleyen özelliklerini güçlendirirken eksik kalan özelliklerini de dönüştürmenin yollarını aramalı. Bu dönüşümün de hangi derecede ve momentumda olacağı da önemli. 60 yıldır hiyerarşik bir yapıda yönetilen bir şirketi 2 yılda çevik ve yalın bir hale getirmek mümkün değil. Dönüşümün önceliklendirilmesi son derece önemli. Bunu gerçekleştiren şirketler, yeni nesil çalışanların beklentilerini karşıladığı için onları çekme konusunda bir adım öne geçiyor.”

“TEKNOLOJİ KÜLTÜR ÜZERİNDE OLUMLU ETKİLER YARATABİLİR”
Teknolojinin hayatımızdaki yerini artırmasının, kurumların kültürlerinin üzerinde önemli bir etki yaratacağı düşünülüyor. Robotların hayatımıza girmesinin ardından insanların daha fazla anlam yaratmaya yönelebileceğini belirten Universum Ortadoğu Direktörü ve Dinamo Danışmanlık Kurucu Ortağı Evrim Kuran, gelecekte iş yapma kültürümüzün daha fazla insan merkezli olabileceğine dikkat çekiyor. Kuran, “Teknolojinin insan yaşamına soktuğu faydalı icatlar var; bunları örgütsel sisteminizde kullanıp insanları birbirine yakınlaştırabilirsiniz, böylece benimsenen ve teşvik edilen iş yapma biçimlerinin organizasyonunuzdaki herkes tarafından içselleştirilmesini daha hızlı sağlayabilirsiniz. İnsanı duygudan ayrıştıran, bütünden izole eden etkisine yenik düşmediğiniz sürece teknoloji kültür üzerinde olumlu etkiler yaratabilir. Gelecekte bizi insani teknolojinin beklediğini ümit ediyorum. Robotlar rutin görevleri elimizden alırsa, biz insanlar daha fazla anlam yaratmaya odaklanabileceğiz. İş yapma kültürümüz de daha fazla insan merkezli olabilecek” diyor. The Tap in Team Kurucusu Erin Willett ise, “Teknoloji bariyerleri yıkıyor, duygusal bağlılığı ve daha güçlü kültürleri yaratan ilişkileri destekliyor” yorumunda bulunuyor.

YAZININ DEVAMINI DERGİMİZİN KASIM SAYISINDA BULABİLİRSİNİZ…

19 Kas 2018
Benzer Haberler
“KÜLTÜR, STRATEJİYİ KAHVALTIDA YER!”
Kategori: Yönetim
Yazarlar

SİYASET VE EKONOMİ İLİŞKİSİ

ÖKÜZ NE KADAR GÜÇLÜ OLURSA OLSUN FAREYİ YAKALAYAMAZ