9 Eki 2018

BÜYÜK VERİ = BÜYÜK KAZANÇ

İngiliz filozof Francis Bacon’un, 400 yılı aşkın süre önce söylediği “Bilginin kendisi güçtür” sözünü bilmeyen yoktur herhalde. Aradan geçen yüzlerce yılda yaşanan her şey, bu sözü kanıtlar nitelikte. Evet, bilginin kendisi büyük bir güç, tabii nasıl kullanılacağını biliyorsanız… Günümüze dönecek olursak, modern dünyanın bilgiyle döndüğünü söylemek yanlış olmaz sanırım. Her geçen gün katlanarak gelişen teknolojiyle birlikte elimizdeki bilgi miktarı da arttı. Bu da ortaya, büyük veri (big data) kavramını çıkarmış oldu. Özellikle Endüstri 4.0 devrimiyle birlikte neredeyse tüm sektörler, bilginin ekonomik açıdan ne denli önemli olduğunun; söz konusu verimlilik, kazanç ve rekabet avantajı olduğunda işletmelere ne denli fayda sağladığının farkına vardı. Hal böyle olunca da bu büyük verinin toplanması, seçilmesi, işlenmesi ve etkili bir biçimde kullanılması daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir önem kazandı. Son birkaç yılda, veri hacmi, astronomik sıçramalarla büyürken, iyi veri yönetimine olan ihtiyaç da benzeri görülmemiş bir biçimde arttı. Verilerin çeşitliliği ve hızı büyüdükçe, geleneksel veri depolama stratejileri faydasız kalmaya başladı. International Data Corporation, 2013 yılında 4,4 zettabayt olan dünyadaki toplam dijital veri miktarının, 2025 yılına gelindiğinde 180 zettabayta ulaşacağına inanıyor. Şaşırtıcı büyüme, hem veri üreten cihazların hem de sensörlerin sayısından kaynaklanıyor. Günümüzde internete bağlı yaklaşık 11 milyar cihaz bulunuyor. Bu rakamın 2020’ye kadar yaklaşık üç katına çıkarak 30 milyara ulaşması, 5 yıl sonra ise yaklaşık 80 milyara yükselmesi öngörülüyor.

ATTIĞIMIZ HER ADIM ARDIMIZDA VERİ KIRINTILARI BIRAKIYOR
Teknolojiyle iyiden iyiye entegre olan hayatlarımız sayesinde artık neredeyse aldığımız her nefeste veri üretiyoruz. Sosyal medyada her gezinişimiz, her yemek siparişimiz, internetten yaptığımız her alışveriş, arama motorlarında her arama yapışımız ve hatta dinlediğimiz her müzik; ardımızda uzun bir veri izi bırakıyor. Olay sadece bizimle de sınırlı değil. RFID, GPS, öğrenen makineler, trafikteki sensörler, rüzgar türbinleri, fabrikalardaki montaj hatları ve bunlar gibi aklınıza gelebilecek her şey birer veri kaynağı olarak görülebilir. Yakın bir zamana kadar sanal ortamda dağınık bir halde duran bu veriler artık fazlasıyla işe yarar hale geldi. Gelişen teknolojiyle birlikte bu veri izini takip ederek depolayan ve analiz etmeyi öğrenen şirketler, bir sonraki adımlarımız ve seçimlerimiz hakkında muazzam miktarda bilgiye sahip oluyor. Elbette bu da şirketlerin, velinimetleri olan müşterilerine dahi iyi bir hizmet deneyimi sunmasına yardımcı oluyor. İş sadece müşteri memnuniyetiyle sınırlı değil tabii. Örneğin; bir şehirde büyük veri kullanılarak trafik ışıklarının yanma süresi ayarlanabilir, yoğun kavşaklardaki araçlara geçiş üstünlüğü verilebilir. Ya da trafiğin durumunu önceden tahmin etme yetisine kavuşan şirketler, filolarını daha verimli yönlendirebilir ve bu sayede kayda değer miktarda yakıt tasarrufu yapabilir. Sosyal medya paylaşımları takip edilerek, örneğin; hasta olduğunu yazan kullanıcıların verileri bir araya getirilerek salgın hastalıklar önceden önlenebilir. ABD merkezli perakende zinciri Target, müşterilerinin alışveriş ve arama sonuçlarını dikkate alarak müşterilerin hamile olup olmadığını öğrenebiliyor. Araç sigorta şirketleri müşterilerinin ne derecede iyi bir sürücü olduğunu, telekomünikasyon şirketleri müşterilerinin telefon kullanım alışkanlıklarını büyük veri analizi sayesinde daha iyi biliyor.

GEÇİCİ BİR TREND DEĞİL, KAÇINILMAZ BİR ZORUNLULUK
Bulut teknolojisi, nesnelerin interneti, yapay zeka gibi faktörlerin denkleme dahil olmasıyla birlikte büyük veri analizi, kârlılığını artırmayı hedefleyen şirketler için bir tercihten ziyade zorunluluk haline geldi. Günümüzde iş dünyası, verimliliğini yükseltmek, rekabet avantajı yakalamak ve müşteri memnuniyetini artırmak adına elindeki veriyi en iyi biçimde analiz etmenin ve kullanmanın yollarını arıyor. Çok değil, henüz birkaç sene öncesine kadar büyük veri uygulamalarına şüpheyle yaklaşan yöneticiler, artık geleceğin bu yönde ilerleyeceğine ikna olmuş gibi görünüyor. Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY’nin bu yılın başında yayımladığı bir araştırmaya göre; Türkiye’deki CFO’ların yüzde 69’u kurumun taleplerini karşılama ve yönetimin bilgilendirilmesinde büyük veri analitiği ve iş zekâsının önemli bir rol oynayacağını düşünüyor. Bu oran, önümüzdeki yıllarda işletmelerin atacağı adımlar hakkında bize bir pencere açıyor.

YAZININ DEVAMINI DERGİMİZİN EKİM SAYISINDA OKUYABİLİRSİNİZ…

9 Eki 2018
Benzer Haberler
BÜYÜK VERİ = BÜYÜK KAZANÇ
Kategori: Kapak Konusu
Yazarlar

SİYASET VE EKONOMİ İLİŞKİSİ

ÖKÜZ NE KADAR GÜÇLÜ OLURSA OLSUN FAREYİ YAKALAYAMAZ