13 Eyl 2018

PİYASALAR ŞAKA YAPMIYOR

Eylül ayına girdik. Her ne kadar havalar öyle hissettirmese de yaz aylarını geride bıraktık. Piyasalar yaz aylarında oldukça hareketliydi. Kısa bir süre içerisinde kurlarda yaşanan hızlı tırmanış öngörülebilir olma sınırını aştı. Ekonomik tedbirlerin açıklandığı konuşma ve paralelinde ABD’nin Türkiye’ye karşı açıkça yürütmeye çalıştığı ekonomik yaptırımlar, Türkiye ekonomisine duyulan güvensizliği tırmandırdı. 9 günlük bayram tatilinin hemen öncesinde dövizin ateşi bir nebze düşse de; piyasalar ekonomi yönetiminden bekledikleri somut mesajları alamayınca döviz yeniden rekora koşmaya başladı. Peki, piyasalar ne bekliyor? Burada temel sorun, başta Merkez Bankası olmak üzere politika yapıcılarının orta ve uzun vadeli planlarına ilişkin bir bilgi eksikliği olması. Yatırımcılar, iş insanları ve hanehalkı gibi toplumun her kesimi üretmek için, yatırım yapmak için, tüketmek için ortak bir paydada buluşuyor ve tek bir unsura ihtiyaç duyuyor; GÜVEN. Bu ortam henüz sağlanabilmiş değil. Bu nedenden dolayı bir süre daha piyasalarda hareketlenmeyi takip etmeye devam edeceğiz.

Tatiller bitti, evlere, işlere dönüldü. Okulların açılmasına az bir zaman kala sonbahar alışverişleri başladı. Piyasada kitap, servis, kırtasiye fiyatları uçtu. Kurlardaki artış, piyasadaki güvensizlik, mal fiyatlarını tırmandırdı. Öte yandan gıda fiyatlarına da dikkat çekmek gerekir. Tarım ve hayvancılıkta oldukça başarılı bir ekonomi olmamıza rağmen mevcut durumda tarımda maalesef dışa bağımlı bir ekonomi haline dönüştük. Üstelik kurlardaki kontrol edilemeyen hızlı tırmanış, tarım ilaçları ve gübre fiyatlarını da olumsuz etkilemiş durumda. Enerjide dışa bağımlılık ise başka bir sorun. Makro dengesizliğin enflasyon üzerindeki olumsuz etkisini önümüzdeki dönemde açıklanacak olan enflasyon rakamlarında daha net anlayacağız.

Eylül ve yılın kalan yarısı için makro verilerdeki bozulma eğilimi devam edecektir. Fed, Eylül ayından itibaren faiz artışlarına devam edecek. AB Merkez Bankası da aynı yolu beklenenden daha öncesinde takip etmeye başlayacaktır. Görünen o ki küresel piyasalarda paranın maliyeti artmaya devam edecek. Gelişmekte olan ülkelerin de bu duruma adapte olması kaçınılmaz. MB uzunca bir zaman faiz konusunda çekimser davransa da piyasalarda faizler tırmanışta. Bankaların sunduğu kredi maliyetleri zaten küresel gelişmelerin gerisinde kalmayarak yeniden fiyatlanmış durumda. Bankalar için de dış borç maliyetleri arttığından bu durumu kendi sundukları ürünlerin fiyatlarına yansıttılar. Her ne kadar devlet bankaları bu konuda seferberlik ilan etmiş olsa da, sürdürülebilir değil. Aslında bu tehlikeli bir döngü. Kredi maliyetleri pahalılaşırsa özellikle KOBİ’lerin üretme ve stokta mal tutma kabiliyetleri daralacaktır. Bu da hanehalkının tüketim tercihlerine yansıyacaktır.

Son dönemde yaşadığımız ekonomik sorunlar, kontrol edemediğimiz küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisine yansımasının yanında, ikili siyasi ilişkilerden doğan gerginliklerin de bir sonucu şeklindedir. Ancak gerçek şudur ki, Türkiye ekonomisi için zor bir dönem başlamıştır. Bu dönemin ne kadar süreceğini kestirmek güç olmakla beraber bütçe harcamalarının kısıtlanması ve Merkez Bankası’nın faiz artışına gitmesi gibi birçok önlemin açıklanması beklenmelidir. Dünyadaki koşullar değişmiştir ve bu değişim kısa vadeli değildir.

13 Eyl 2018
Benzer Haberler
DOLARDAKİ HIZLI DEĞİŞİMLER…
Kategori:
PİYASALAR BIÇAK SIRTI…
Kategori: Yazarlar
YAZ AYLARINI KAPATIRKEN EKONOMİK GÜNDEM
Kategori: Yazarlar
Yazarlar

YENİ EKONOMİ PROGRAMI VE TASARRUF EĞİLİMİ

NE KADAR DİJİTALSİNİZ?