7 Ağu 2018

TİCARET SAVAŞLARI, FİLLER VE ÇİMENLER

ABD ve Çin arasında başlayan ticaret savaşları aslında tam olarak nedir?

Şu an yaşanan ticaret savaşları aslında teknoloji savaşları. Ticaret savaşlarının kalbinde geleceği şekillendirecek ve geleceğin kurallarını belirleyecek önemli; anahtar teknolojileri kimin geliştirdiği veya kontrol edeceği yer alıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin Çin’e karşı gümrük tarifelerini yükseltmesi;Amerikan şirketlerinin Çin’e yapmış oldukları teknoloji yatırımları ya da Çin sermayesinin ABD’de teknoloji şirketleri hisseleri satın almaya başlamasından kaynaklanıyor. Çünkü dünya ticaretinde teknolojiyi geliştiren ve elinde tutangüç, en yüksek getiri ve katma değerin sahibidir.Gelecekte güçlü olmanın, küresel ekonomi ve ticarette söz sahibi olmanın anahtarı, teknoloji üretmekten ve o teknolojiyi geliştirmekten geçiyor. ABD, son zamanlarda Çin’de artan yabancı teknoloji yatırımlarıve ülkedekibirçok sektörün girdilerininönemli kısmının Çin’de üretiliyor olması nedeniyle uluslararası ticarette avantajını kaybetme endişesiyle Çin’in önünü kesmeye karar verdi. Çin de gümrük tarifelerini yükselterek buna karşılık veriyor ama ABD ile Çin arasındaki ticarette Çin’in ABD’nin gümrük vergisi artışlarına karşılık dengeleyici yönde aynı tedbirleri alması açısından aleyhine bir durum söz konusu.

Sizce bu ticaret ya da sizin deyiminizle teknoloji savaşlarının dünya ticaretine etkisi ne olacak?

Çin, ABD’ye 505,47 milyar dolar ihracat yaparken 153,6 milyar dolar ithalat yapıyor ve daha çok satıp daha az satın alan ülke konumunda. Dolayısıyla ABD’den ithal ettiği ürünlere ilave gümrük vergisi koyması ya da mevcutları yükseltmesi, ABD’nin hamlesine bir misilleme olarak yetersiz kalıyor. Bu yüzden de büyük bir olasılıkla Çin, tarife dışı engeller koyacak. Limanlarda işlemlerin uzatılması, gelen malların sağlık, güvenlik gibi nedenlerle reddedilmesi gibi yollarla ABD’ye birtakım zorluklar çıkarmaya başladı. Tabii, bu da çok sağlıklı bir hamle değil çünkü tarife dışı engellerle uluslararası ticaretin engellenmesi ve hacmin daraltılması, dünya ekonomisini küçülten bir adım olacak. Bu eğilim, üretim ve istihdam rakamlarının da küçülmesine yol açacak. Çin yılda 2,2 trilyon dolar mal ihraç ediyor ve 1,4 milyar insanını doyuruyor. Çin; ABD, Fransa, İngiltere, Japonya, Almanya ve Kanada’ya yaklaşık 1 trilyon dolarlık ihracat yapıyor. Ticaret savaşlarının Çin üzerindeki en önemli etkisi istihdamın azalması olacak. Geliri azalan Çinli tüketicinin, tüketim harcamalarının hızla azalması ile küçülen dünyanın en büyük pazarlarından biri olan Çin’in ithalatını azaltacak. Buna ek olarak, Çinli ihracat firmalarının pazar çeşitlendirmeye çalışırken kısa dönem tedbiri olarak iç piyasaya yönelmesi de Çin’in ithalatını azaltacak bir diğer etken olacak. Buna paralel olarak, Çin’e ihracat yapan ülkeler başta olmak üzere küresel ekonomiye de olumsuz etkileri olacak.

TÜRKİYE, BU ‘SAVAŞ’TAN GÜÇLENEREK ÇIKACAK

Dozu giderek artan bu çekişme sizce Türkiye için bir fırsat yaratır mı?

Türkiye’nin, bu durumu kendi lehine çevirme şansı elbette var. Nasıl mı? Bu ticaret savaşları sürmeye devam ederse Çin’in, ABD’deki yatırımlarını yeniden değerlendirmesi gerekecek ve bu yatırımları başka ülkelere, özellikle de Türkiye’nin de içlerinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelere kaydırma olasılığı var. Ayrıca, Çinli firmalar ABD ile ticaret savaşının negatif etkilerini azaltmak için ihraç pazarlarını çeşitlendirmeye çalışacak. Türkiye yatırım malları ve sanayisi için Çin’den ithal ettiği ara mal ticaretinde avantajlar sağlayabilir. Dolayısı ile ABD’nin gümrük vergisini yükselttiği Çin menşeli aramalı ve yatırım mallarının ülkemiz ile Çin arasındaki ikili ticarette yeri ve söz konusu gelişmeler ışığında potansiyeli hakkında hızlı ve kapsamlı çalışmalar yapılmalı. Türkiye, yatırım atmosferini iyileştirebilir ve Çinli yatırımcıyı da ikna edebilirse; Türkiye’ye yatırım yapması konusunda Çinli yatırımcıları çekebilir. Bu, Türkiye için bir fırsat olabilir. Ticaret savaşları için kullanılan bir benzetme vardır: “Filler dans eder ve altlarındaki çimenler ezilir.” Bu çimenler, gelişme yolundaki ülkelerdir. Türkiye bunlardan gür olan, potansiyeli ve halihazırda ekonomik büyüklüğü olan önemli ülkelerden biri. Bu yüzden Türkiye’nin de bir fil olana kadar ezilmemek için bu fillere yapışması ve kendini koruması gerekiyor. Hangi tarafta daha fazla çıkarı, ekonomik geleceği varsa o tarafa yapışmalı ve o tarafın stratejilerine paralel olarak ticaretini artırmaya çalışmalı. Türkiye, ticaretini çoğunlukla AB ülkeleri ile yapıyor olsa da ihraç pazarlarını çeşitlendirmek ve özellikle Doğu ve Afrika ülkeleri ile ticaretini artırmaya çalıştı. Türkiye, son 20-25 yılda Uzakdoğu ve Çin’in de önemli pay sahibi olduğu Afrika pazarlarında önemli başarılar elde etti. Bu pazarlardaki konumunu güçlendirmeye devam ettiği ve Batı ile ticaretindeki konumunu koruduğu ya da geçmişe nazaran daha yavaş geliştirmeye devam ettiği sürece Türkiye’nin bu ‘savaş’tan güçlenerek çıkacağına inanıyorum.

SÖYLEŞİNİN DEVAMINI DERGİMİZİN AĞUSTOS SAYISINDA OKUYABİLİRSİNİZ…

7 Ağu 2018
Benzer Haberler
TİCARET SAVAŞLARI, FİLLER VE ÇİMENLER
Kategori: Ekonomi-Ticaret
Yazarlar

KURLAR TAM GAZ

NE KADAR İYİ BİR MENTOR OLURSUNUZ?