7 Ağu 2018

KURLAR TAM GAZ

UniBusiness’ta yazmaya başlayalı 5 yıl olmuş. Eski yazıları şöyle bir karıştırdığımda Türkiye gündeminde seçim, siyasi gerilimler ve buna bağlı olarak dövizde dalgalanma ve faiz tartışmaları hep ana tema olarak kalmış. Elbette gelişmekte olan ülke olmamız dolayısıyla küresel şoklara açık olmamız ve Fed politikalarının yansımaları her zaman gündemdeki yerini korumuş. Bir yanda işsizlik oranındaki artış ve genç işsizlik sorununu yazmışız bir yandan da kadın istihdamının küresel karşılaştırmada ne denli düşük olduğunu ve bunun sosyolojik bir sorun olarak geri dönüşünü farklı yazılarda vurgulamışız. Geçmişe dönüp bakıldığında gündem pek de değişmemiş. Günümüze geldiğimizde ise dolar 5 seviyelerine gelmiş durumda.

Enflasyonda ciddi sinyaller var. Merkez Bankası (MB) en son raporunda; kurlardaki artış ile gıda ve petrol fiyatlarına da bağlı olarak enflasyonun yöne- timi açısından zor bir dönemde olduğumuzu açıkça ortaya koydu. 2018 enflasyon tahminini yüzde 8,4’ten 13,4’e yükseltti. Revizyonlara elbette alışığız ancak bu miktarsal olarak oldukça önemli bir rakam. Bununla birlikte MB’den gelen açıklamada asıl önemle incelenmesi gereken ayrıntı bu zor dönemde hükümet ve ilgili kurumlar ile bir eşgüdüm ortamında hareket edilmesi gerektiğine olan ihtiyaç net olarak ortaya konmuş. Özetle, MB açıklamaları da ekonomide zor günlere işaret ediyor ve hassas bir dönemden geçildiğini vurguluyor.

Öte yandan Türkiye’nin süregelen yapısal sorunları devam ediyor. Büyüme, cari açık, enflasyon üçlüsün- den hangisinin orta vadede ekonomi politikalarında ana hedef olacağı net değil. Fed’in faiz kararı gündemdeki sıcaklığını korurken, MB’nin kuvvetli beklentilere rağmen faiz artışına gitmemiş olması da piyasaların daha çok kafasını karıştırmış durumda. Özellikle cari açığın daha etkin yönetilebilmesi için gerekli olan yabancı yatırımın ülke ekonomisine çekilmesi için güven ortamının tesisi şart. Ancak ekonomi yönetimi henüz bu altyapıyı sağlayabilmiş değil. En azından bu konuda orta vadeli planların ne olacağını piyasalar algılayamıyor. Bununla birlikte ABD ile ilişkiler şu günlerde biraz gergin.

Türkiye’ye yönelik yaptırım söylemleri ülkenin spekülatif algısını tırmandırıyor. Bu durum da şüphesiz yatırımcı davranışına olumsuz yansıyor. Ancak bu gerginliğin uzun vadeli olacağını düşünmüyorum. Siyasi ilişkilerin geçmişi incelendiğinde ortam bir gerilir, bir anda rahatlar. Bu durumun da siyaset sanatı çerçevesinde bir orta noktaya bağlanacağı inancındayım.

Bununla beraber ticaret savaşlarının yönü gelişen ekonomilerde önümüzdeki dönem daha sert hissedilebilir.

Önümüzdeki dönem ekonominin en önemli riskinin döviz kurlarında dalgalanma ve buna bağlı olarak özellikle reel kesimin borcu olacağını düşünüyorum. Rakamlar incelendiğinde şirketlerin dış borcunun yıllara göre arttığı net olarak gözlenmekte. Bu yazı yazıldığı sırada dolar 5 sınırına yaklaşmıştı. Gerek büyük ölçekli işletmeler gerekse KOBİ’ler açısından oldukça önemli bir piyasa riski kapıda. MB son raporunda her ne kadar enflasyonist etkilere vurgu yapmış olsa da önümüzdeki kısa vadede kurlardaki dalgalanmanın önüne geçecek politikalara yönlenecektir. Faiz düzenlemesi yapmaktan geri duramayacağı bir döneme çoktan girdik bile.

7 Ağu 2018
Benzer Haberler
FED BAŞKANI VE PİYASALARDA DOLARIN YÖNÜ
Kategori: Yazarlar
KURLAR, ENFLASYON VE İŞSİZLİK
Kategori:
İŞSİZLİK MERHEM ARIYOR
Kategori:
Yazarlar

KURLAR TAM GAZ

NE KADAR İYİ BİR MENTOR OLURSUNUZ?