5 Tem 2018

SEÇİM SONRASI BEKLENTİLER

24 Haziran seçimleri sona erdi. Türkiye için alışık olmadığımız yeni bir dönemin başladığını söylemek gerekir. Bu yeni sistem neler getirecek zaman içerisinde daha net anlayacağız. Dünyada uygulanan başkanlık sistemi ile bizdeki yapının hangi noktalarda paralel olacağını ya da ayrışacağını anlamaya başlayacağız. Yaşayarak öğreneceğiz ama bu sürecin her kesim açısından çok sancılı olmamasını dilemek gerekir. Ekonomide yılın 3. çeyreğine girerken, Türkiye’nin mevcut konjonktürünü değerlendirmek ve yeni sistem kapsamında beklentileri konuşmak gerekir.

Öncelikle altını çizmek gerekir ki Türkiye son yıllarda seçim ortamı, terör ve siyasi risklerin gölgesinde kaldı. Her ne kadar bazı dönemlerde açıklanan makro veriler olumlu yorumlansa da, bu durum hanehalkının cebine yansıyamadı. Enflasyon, işsizlik, cari açık ve iç-dış faktörlere bağlı olarak dalgalanan kurlar, Türkiye ekonomisi için kronikleşen sorunlar olmaya devam etti. Bu sorunların çözümü için net adımlar atılamadı ya da yürütülen politikalar yeterli gelmedi. Neden? Bir ülke yönetimi kendi süresi içerisinde ekonominin iyiye gitmesini istemez mi? Olumlu algı yaratmak için elbette ekonominin kalkınması ve hanehalkının refah seviyesinin artması önemli. O zaman aslında temel sorun isteksizlik değil mümkünsüzlük. Özetle; iç ve dış olaylar, siyasi gerilimler, terör gibi nedenlerle atılan adımlar yeterli gelmedi. Buna ek olarak piyasadaki dalgalanmalar incelendiğinde Merkez Bankası’nın özerkliğini de tartışmak gerekir. Uzunca bir süredir özellikle kur seviyesinde net adımlar atılamadı. Piyasadaki hareketlilik en kuvvetli çözümün faizlerde artış olduğuna işaret etse de Merkez Bankası bu adımı atmakta hep çekimser kaldı. Hükümetin bu konudaki tavrını biliyoruz. Faizlerdeki artışa karşı duran bir görüş mevcut. Aslında burada oldukça önemli bir sorun gündeme geliyor. Merkez Bankası piyasa yapıcılığını objektif olarak gerçekleştiremiyor ve küresel gelişmelere hızlı cevap veremiyor. Piyasaların Merkez Bankası’nın özerk olmadığına ilişkin negatif algısı da dalgalanmayı tetikliyor.

Yeni yönetim sistemi ve yeni kabineye ilişkin olarak süreçler hakkında bilgi sahibi olmaya başlayacağız. Şüphesiz ekonomi yönetimin başına kimin geçeceği ve seçim nedeniyle daralan ekonominin iyileştirilmesine yönelik ortaya konacak paketler önümüzdeki günlerde netleşecek. Yeni sisteme ilişkin belirsizlikler ve buna paralel olarak duyulan kaygının silinebilmesi için yeni yönetim gerekli adımları atacaktır. Kavgadan uzak bir siyasi bakış ile güven ortamı tesis etmek hem hanehalkını hem de piyasaları rahatlatacaktır. Siyasi gerginliklerin sadece devlet yönetiminde kalmadığını, toplumun en alt katmanına kadar indiğinin, gündelik hayata bireylerin birbiri ile olan ilişkisini bile etkilediğinin ve sosyolojik bir travma yarattığının altını çizmek gerekir. Bununla beraber yukarıda da değindiğim gibi Merkez Bankası’nın özerkliğinin tesis edilmesi; piyasalarda yaşanan dalgalanmaların önünü kesmek ve finansal istikrar açısından önemli. Algı yönetiminin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Finansal krizlerin dalga dalga yayılmasının en temel nedenlerinden biri de psikolojik etki olarak gerçekleşmektedir. Bu nedenle daha refah, mutlu ve güvende hisseden bir toplum tesis edebilmek dileğiyle…

5 Tem 2018
Benzer Haberler
SİYASET VE EKONOMİ İLİŞKİSİ
Kategori: Yazarlar
İHRACATTA BAHAR BEREKETİ
Kategori: Güncel Haberler,Ekonomi-Ticaret
KÜRESEL GELİŞMELER VE KURLAR
Kategori: Yazarlar
Yazarlar

YENİ EKONOMİ PROGRAMI VE TASARRUF EĞİLİMİ

NE KADAR DİJİTALSİNİZ?