1 Haz 2018

NAKLİYECİLERİN HUKUK MÜCADELESİNDE NELER YAŞANDI?

İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Necmi Şimşek’in de katılımıyla UND ve İstanbul Barosu Lojistik ve Taşıma Hukuku Komisyonu tarafından 8 Mayıs’ta İstanbul Barosu’nda düzenlenen organizasyon UND İcra Kurulu Başkanı Recai Şen ve İstanbul Barosu Lojistik ve Taşıma Hukuku Komisyonu Başkanı Avukat Egemen Gürsel Ankaralı’nın açılış konuşmasıyla başladı.

ŞEN: “İSTERİZ Kİ YOLLARIMIZ HEP AÇIK OLSUN”
Açılış konuşmasına, “Biz taşımacıyız ve isteriz ki yollarımız hep açık olsun. Ekonominin taşıyıcı sektörü olarak işlerimizi hiçbir engel olmadan yerine getirmeye çalışalım” diyerek başlayan UND İcra Kurulu Başkanı Recai Şen, bugün yaşanan sorunların tarihte İpek Yolu’nu kullanan deve kervanlarının karşılaştığı sorunlardan çok da farklı olmadığını söyledi. İhracatın taşıyıcısı olan sektörün, Türkiye’nin gelişmişliğine ve taşımacılıktaki rekabetçi konuma rağmen birtakım zorluklarla mücadele etmek zorunda kaldığını söyleyen Şen, buna karşı idari ve ekonomik anlamda mücadelenin sürdüğünü ancak hukuki anlamda da mücadele edilmesi gerektiğini belirterek bu alanda da verdikleri hukuk mücadelesinin devam edeceğinin altını çizdi. Lojistik ve Taşıma Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Egemen Gürsel Ankaralı ise Avrupa Adalet Divanı davasının önemine değinerek “Biz hukukun üstünlüğüne inanıyoruz. Avrupa Adalet Divanı’ndan geleneksel hukuk sisteminin gerektirdiği şekilde karar vermesi beklentisi var” dedi.

ÇELEPÇİ: “BU DAVALAR TÜRKİYE-AB SORUNUNU ÇÖZMEYE YÖNELİK BİR ADIM”
Av. Levent Çelepçi, Macaristan dava sürecini anlatarak Avusturya davası ile ilgili olası durumlar hakkında görüşlerini aktardı. Bu davaların sadece sektör ve ülke ile ilgili bir dava olmadığına vurgu yapan Çelepçi, bu davaların Türkiye-AB sorununu çözmeye yönelik bir adım olduğunun altını çizdi. Macaristan’daki sürecin 30 Mayıs 2015 tarihinde İstanbul Lojistik’in kendilerine verdiği vekaletle başladığını hatırlatan Çelepçi, süreçle ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Dava bir itilaftan başladı. İstanbul Lojistik’e ait araç Macaristan’a girdi, araç durduruldu ve ilgili ücreti ödemediği tespit edildi. Biz böylece davayı üstlenmiş olduk” dedi. Davanın kazanılmasındaki kritik adımlara dikkat çeken Çelepçi, şunları söyledi: “Önce vergi makamına itiraz ettik ve itirazımız reddedildi. İkinci itirazımız da reddedilince Szeged İdari Mahkemesi’ne idari dava açtık. Dedik ki AB Hukuku meselesi var, bunun yerel mahkemede bekletici olması ve görüş almak için konunun Avrupa Adalet Divanı’na iletilmesi gerekiyor. Bunun üzerine yerel mahkeme Avrupa Adalet Divanı’na 4 soru sordu. Adalet Divanı’nın sorduğu bu sorulara görüş bildiren AB Komisyonu, Macaristan’ın uygulamasının AB Hukuku ve Türkiye açısından ihlal olduğuna dair bir görüş beyan etti. Bu soruları diğer AB ülkelerine yöneltti ve Macar mahkemesi uygulamanın haksız olduğuna dair karar verdi.” Macaristan ve Avusturya’nın Türkiye ihracatının büyük bölümünün gerçekleştiği Almanya’ya ulaşmada önemli bir konumda bulunduğunu belirten Çelepçi, Avusturya’da da dava açıldığını hatırlatarak sürecin hala devam ettiğini belirtti.

BAYDAROL: “MACAR DAVASINDA AVRUPA KOMİSYONU HAZIRLIKSIZ YAKALANDI”
Gümrük Birliği’nin sanayi mallarının serbest dolaşımını kapsadığını ve AB ülkelerinin TIR işin içine girdiğinde bunu hizmetten sayarak hizmet müzakeresi yapılmadığı için ikili anlaşmalarla devam edilmesi gerektiği gerekçesini ortaya attığını hatırlatan UND Avrupa Birliği Danışmanı Can Baydarol ise, “Öznenin ve nesnenin yerini değiştirdik. Yolda giden şeyin TIR olmadığını, TIR’ın üstündeki mal olduğunu söyledik. Bunu söylemeseydik Macar Davası’nı kazanamazdık” dedi. Gümrük Birliği anlaşmasının amacının Serbest Ticaret Alanı (STA) yaratmak olduğuna vurgu yapan Baydarol şunları söyledi: “Serbest Ticaret alanı, 4 tane yasaklaması olan bir alandır. Mallar üzerindeki gümrük vergisi yasaktır. Gümrük vergisi ile eş etkili vergiler yasaktır. Miktar kısıtlaması (kota) yasaktır. Miktar kısıtlamasıyla eş etkili önlem yasaktır. Dolayısıyla TIR’a konulan geçiş ücretleri TIR’ın üzerinde giden mala yansıyor. Bu da üreticinin rekabet gücünü olumsuz etkileyen eş etkili vergi olarak karşımıza çıkıyor. Tezimiz baştan itibaren bunun eş etkili vergiye ve miktar kısıtlamalarına girdiğidir. Bizim açtığımız bütün davalar bu manzume içinde gerçekleşti.”

YAZININ DEVAMINI DERGİMİZİN HAZİRAN SAYISINDA BULABİLİRSİNİZ…

1 Haz 2018
Benzer Haberler
“LOJİSTİK, 1 KOYUP 10 ALINACAK BİR SEKTÖRDÜR”
Kategori: Güncel Haberler
ÖZBEKİSTAN’DAN VİZE MÜJDESİ
Kategori: Güncel Haberler
“ORUCU KUYRUKTA TUTTUK, BAYRAMI EVİMİZDE GÖRELİM”
Kategori:
Yazarlar

YENİ EKONOMİ PROGRAMI VE TASARRUF EĞİLİMİ

NE KADAR DİJİTALSİNİZ?