1 Haz 2018

FİNANSIN GELECEĞİ FINTECH İLE ŞEKİLLENECEK

Yapay zeka, makine öğrenimi, nesnelerin interneti ve blockchain gibi gelişmekte olan teknolojiler finans kuruluşlarının hizmet sunma yöntemlerini yeniden şekillendiriyor. Finans kuruluşları, kısaca fintech olarak bilinen genç finansal teknoloji startup’larını dijital geleceğin çok önemli bir parçası olarak görüyor. Finans kuruluşlarının 2017 yılında fintech’lere ve dijital inovasyon çalışmalarına 31 milyar dolardan fazla yatırım yapmasının bunun kanıtı olduğu görülüyor.

“FINTECH TEKNOLOJİLERİ FİNANSAL HİZMETLERDE STATÜKOYU SARSIYOR”
Finans kuruluşları fintech’i yıkıcı özellikleriyle tanımlıyor. Fintech ile ilgili geliştirilecek yaklaşımın tek bir formülü bulunmuyor. Finans kuruluşları ortaklık kurma, satın alma, kaynak kullandırma ve yatırım yapma gibi birçok farklı yöntem benimsiyor. Fintech alanında bugün itibarı ile net bir kazananın olmadığını belirten KPMG Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri Sinem Cantürk, her kuruluşun yeni bir fintech geleceği şekillendirme ve rakiplerine karşı rekabet avantajı kazanma fırsatına sahip olduğuna dikkat çekiyor. “Geçtiğimiz 5 yıl, daha önce görülmemiş düzeyde yıkıcı etki fırtınası oluşturdu. Gelişmekte olan fintech şirketlerinin küresel finans hizmetleri pazarında hızla ilgi çekmesi, geleneksel finans kuruluşlarını rekabet gücünü korumaya zorluyor” diyen Sinem Cantürk, gelenekler ile tanımlanan sektörde değişim katalizörlerini yeni rakipler ve yeni çözümlerin oluşturduğunun altını çiziyor. “Fintech; yapay zeka, otomasyon ve artırılmış gerçeklikten buluta, nesnelerin internetine ve veri analitiğine kadar finansal hizmetlerde statükoyu sarsıyor ve dönüştürüyor” diyen Cantürk, fintech stratejilerini tanımlamaya ve işletme hedeflerine entegre etmeye zaman ayıran finans kuruluşlarının, finansal hizmetlerin geleceğini şekillendirmeye yardımcı olacağını belirtiyor.

GELENEKSEL FİNANS KURULUŞLARI YENİ GERÇEKLERLE YÜZLEŞİYOR
KPMG’nin 2018 Küresel Fintech Araştırması’na göre; fintech’in hızlı gelişimi bankalar, sigorta şirketleri ve varlık yönetim şirketlerinden oluşan geleneksel finans kuruluşlarını yeni bir gerçeklikle yüzleşmeye zorladı. Yıllardır kullanılan ürünler, hizmetler ve iş modelleri dijital dünyada artık seçenek değil. Eski altyapıların yerini daha yeni, daha etkin teknolojilerin alması veya bu teknolojilerle zenginleştirilmesi şart. Kuruluşlar işlerin iyi gitmesi için tüm faaliyetlerini yeniden keşfetmeleri gerektiğinin farkında. Rakipler de evrim geçiriyor ve pazarın kapısını çalan sadece fintech’ler değil. Büyük teknoloji devleri, perakendeciler ve diğer küresel firmalar müşterilerin talep ettiği finansal hizmetleri sunmanın yollarını arıyor.

FINTECH’LER FİNANS KURULUŞLARI İÇİN EN BÜYÜK YIKICI GÜÇ
Araştırmaya katılanlar, sektördeki en büyük üç yıkım kaynağını fintech’ler, küresel düzenleyici ortamdaki karmaşa ve yeni iş modelleri olarak sıralıyor. Fintech’e karşılık verme söz konusu olduğunda, finans liderleri ortak strateji ve kabiliyetlere sahip. Araştırmaya katılanların yüzde 51’i fintech kabiliyetleri açısından kendilerini rakipleriyle eşit durumda görüyor. Yüzde 29’u rakiplerinin gerisinde olduğu düşüncesinde. Rakiplerinin ilerisinde olduğunu söyleyenlerin oranı ise sadece yüzde 20. Bu tablo, finans hizmetleri pazarından pay almak isteyen yeni fintech şirketleri için böyle bir hamlenin düşünüldüğü kadar kolay olmadığını ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların neredeyse yüzde 90’ının ya uyguladıkları bir fintech stratejisi var, ya da bir strateji geliştirme aşamasında. Ancak fintech stratejisine sahip olmak bir kuruluş için her zaman doğru strateji anlamına gelmiyor. Bankacılık sektörünün yüzde 50’si bir stratejisi olduğunu, yüzde 37’si strateji geliştirdiğini söylüyor. Sigorta sektöründe stratejileri olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 43, strateji geliştirdiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 54. “Stratejiler mevcut fintech zorluklarına ve yıkıcılığına ne kadar uyumlu?” sorusuna “Çok uyumlu” yanıtını verenlerin oranı yüzde 47’de kalıyor.

ORTAKLIK SEÇENEĞİ YÜKSELİŞTE
Finans kuruluşları fintech kavramını süreklilik esasıyla ele alıyor. Kuruluşlar fintech stratejilerini gerçekleştirmek için; kurum içi inşa, dış kaynak temini, markasız ürün yaklaşımı, satın alma ve ortaklık kurma olmak üzere beş temel ortaklık modeli kullanıyor. Geçtiğimiz iki yılda finans kuruluşlarının, fintech stratejileri kapsamında iş birliği ve ortaklık seçeneklerine yöneldiğini gösteren açık bir trend var. Daha düşük maliyetli ve daha düşük kaynak yoğunluğuna sahip olan ortaklık yaklaşımı fintech çözümleri için pazara yüksek hız getiriyor. Ayrıca iş birliği ve karşılıklı fayda fırsatı da doğuruyor. Araştırmaya katılan finans kuruluşlarının yüzde 55’i mevcut durumda fintech startup’larıyla, yüzde 38’i rakip olmayan finans kuruluşlarıyla, yüzde 32’si finans kuruluşu statüsünde olmayan ölçek aktörleriyle ve yüzde 26’sı teknoloji devleriyle ortaklık kurmuş durumda. Katılımcıların yalnızca yüzde 14’ü kendi rakipleriyle ortak. Geleceğe yönelik ortaklık planlarında da bu sıralama korunuyor. Ancak sağlıklı bir finansal inovasyon ekosistemi yaratılması için ‘rekaberlik’ olmazsa olmaz. Finansal kuruluşların inovasyon yolunda diğer oyuncuları öncelikli olarak rakipleri değil, aynı ekosistemde birlikte var olan ve birlikte dönüşen çözüm ortakları olarak değerlendirmesi gerekiyor. Geçmişten geleceğe fintech stratejilerindeki değişim, yeni yol haritasını ortaya çıkarıyor. Geçmişte yüzde 61 oranında tercih edilen ortaklık modeli bugün katılımcılar arasında yüzde 81’e, geçmişte yüzde 24 oranında tercih edilen satın alma ve yatırım modeli ise bugün yüzde 37’ye ulaşarak yükselişte.

YAZININ DEVAMINI DERGİMİZİN HAZİRAN SAYISINDA BULABİLİRSİNİZ…

1 Haz 2018
Benzer Haberler
FİNANSIN GELECEĞİ FINTECH İLE ŞEKİLLENECEK
Kategori: İş Dünyası
Yazarlar

SİYASET VE EKONOMİ İLİŞKİSİ

ÖKÜZ NE KADAR GÜÇLÜ OLURSA OLSUN FAREYİ YAKALAYAMAZ