1 Haz 2018

TÜM GÖZLER DOLARIN ÜZERİNDE

Sabah akşam döviz kurlarını takip eder olduk. Piyasada oldukça telaşlı bir hareketlenme var. Yıla 3,75 olarak başlayan dolar kuru Mayıs ayının son günlerinde 4,92 seviyelerini gördü. Kurlarda süregelen yukarı yönlü harekete Merkez Bankası nihayet kayıtsız kalamayarak geç likidite faizini 300 baz puan artırdığını olağanüstü toplantısı ile duyurdu. Faiz artışının hemen sonrasında yazının yazıldığı gün 4,55 seviyelerine kadar inen dolar kuru bir süre sonra yeniden 4,76 seviyelerine çıktı. Buradan çıkacak en önemli sonuç, Merkez Bankası’nın hamlesinin piyasalar tarafından yeterli görülmediği şeklinde yorumlanmalı. Dolar bir süredir küresel olarak değer kazanmakta. ABD ve Çin arasında yaşanması muhtemel ticaret savaşları, küresel döviz piyasalarında doların seyrini etkilemekteydi. ABD Başkanı Trump, Çin’den yapılacak ithalata ek gümrük vergisi getireceğini açıklamış; Çin’in ABD’nin fikri mülkiyet haklarını çaldığını ifade etmişti. Buna karşılık Çin’den gelen açıklamalarda misilleme yapılacağı söylemleri küresel piyasalarda yeni bir ticaret krizi beklentisini güçlendirmişti. Doğrusu bu çekişmeden tarafların zarar görmeden çıkması çok muhtemel değildi. Nitekim karşılıklı görüşmeler ışığında, Mayıs ayının son günlerinde ABD ve Çin konuyu tatlıya bağladı. Daha doğrusu aralarındaki sorunları bir müddet için halının altına süpürdüler desek daha doğru olur. Şimdilik sağlanan ateşkes, küresel piyasalarda yatırımcıya bir nefes aldırdı ve küresel fon hareketleri borsaya, dolara ve petrole yöneldi. Borsa endeksleri ve petrol fiyatları artarken, dolar küresel olarak değer kazandı. Buna ABD’den gelen olumlu verilerin dolar lehine etkileri de eklendiğinde özellikle gelişen ekonomilerin para birimlerine karşı doların ezici gücü hissedilmeye başlandı. Özetle parası değer kaybeden sadece biz değiliz. Ama…

Aması şu; ki paramızın değer kaybını negatif ayrıştıran çok sayıda faktör var. Erken seçim, siyasi belirsizlikler ve hem bireylerin hem de kurumların kısa vadede bile önünü net göremiyor olması ve elbette spekülatif algı, paramızın değerini eritiyor. Buna bir de Merkez Bankası’nın faiz artışı konusundaki kararsız tavrı eklenince piyasadaki ateşi söndürmek mümkün olmuyor. Kurları frenlemeye ilişkin çeşitli önlemler alınıyor. Örneğin Borsa İstanbul TL’ye olan güveni pekiştirmek ve piyasalara daha ılımlı bir mesaj vermek adına kısa vadeli ihtiyaçlar haricinde döviz varlıklarını TL’ye çevirdiğini açıkladı. Muhtemel bazı kurumlar da benzer stratejilerle duruma katkıda bulunacaktır. Ancak bu konuda daha istikrarlı bir adım gerekmekte. Ne yazık ki piyasalardaki negatif ayrışma kısa vadeli sinyaller ile çözülemeyecek boyuta geldi bile. Kurların yeni hedefini tespit etmek sadece döviz cinsi varlıkları ya da döviz borcu olanın ilgilendiği bir mesele olmaktan çıktı. Kurların gidişi ekonominin yönü ve siyasi risklerin algısının anlaşılması açısından oldukça önemli. İşsizlik ve enflasyondaki artışa paralel olarak ekonomik ve siyasi belirsizlikler özellikle reel sektörün yatırım kararları vermesini engelliyor. Yüksek döviz borcu ve kurlardaki oynaklığa paralel olarak kambiyo zararlarının bilançolar üzerindeki olumsuz etkilerini de önümüzdeki dönem daha net takip edeceğiz.

1 Haz 2018
Benzer Haberler
TÜM GÖZLER DOLARIN ÜZERİNDE
Kategori:
YENİ EKONOMİ PROGRAMI VE TASARRUF EĞİLİMİ
Kategori: Yazarlar
REFERANDUMDAN SONRA…
Kategori: Yazarlar
Yazarlar

YENİ EKONOMİ PROGRAMI VE TASARRUF EĞİLİMİ

NE KADAR DİJİTALSİNİZ?