4 May 2018

ENERJİDE İBRE “YENİLENEBİLİR”E ÇEVRİLDİ

Enerji her ülke için kritik önem taşıyor. Öyle ki enerji konusu ülkelerin stratejik gündemlerinin en öncelikli konularının başında geliyor. Gelişen teknoloji, bir yandan yeni enerji kaynaklarının keşfini sağlarken diğer yandan bunun daha verimli halde çıkarılmasını sağlıyor. Buna karşın talepteki büyüme göz önüne alındığında yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi de ortaya çıkıyor. Tüm dünyada yenilenebilir, temiz enerji kaynaklarına doğru bir eğilim söz konusu. 2040 yılına kadar petrol, gaz, kömür ve fosil olmayan yakıtların her birinin dünya enerjisinin yaklaşık dörtte birini karşılayacağı öngörülüyor. Enerji talebindeki artışın yüzde 40’tan fazlasının ise yenilenebilir enerji ile karşılanacağı belirtiliyor.

EN HIZLI BÜYÜYEN  YAKIT KAYNAĞI: YENİLENEBİLİR ENERJİ
BP Enerji Görünümü 2018 raporu, küresel enerji dönüşümünü 2040’a kadar biçimlendiren güçleri ve bu dönüşüm kapsamındaki belirsizlikleri ele alıyor. Enerji dönüşümünün hızının belirsiz olması nedeniyle yeni görünüm raporu bir dizi senaryoyu dikkate alıyor. Raporda, küresel çaptaki doğal gaz talebinin büyük artış gösterdiğine ve kömürü geride bırakarak dünyanın ikinci en büyük enerji kaynağı olacağına dikkat çekilirken, petrol ve doğal gazın dünya enerjisinin yarısından fazlasını oluşturmasının beklendiği açıklandı. 2030’lu yılların başında Hindistan’ın Çin’i geride bırakarak, dünyanın en hızlı büyüyen enerji pazarı olmasının beklendiğinin belirtildiği raporda gerçekleşmesi muhtemel senaryolar ise şu şekilde sıralanıyor: Gelişmekte olan ekonomilerdeki hızlı büyüme, küresel enerji talebinde üçte bir oranında artışa neden oluyor. Küresel enerji karışımı, 2040 yılına kadar dünyada şimdiye kadar görülen en fazla çeşitliliği barındırırken; petrol, gaz, kömür ve fosil olmayan yakıtların her biri buna yaklaşık dörtte bir oranında katkıda bulunuyor. Yenilenebilir enerji kaynakları en hızlı büyüyen yakıt kaynağı ve beş kat artarak birincil enerjinin yaklaşık yüzde 14’ünü sağlıyor. Elektrikli araçların adedi, araç parkının yaklaşık yüzde 15’ine kadar artış gösteriyor ancak çok daha yüksek kullanım yoğunlukları nedeniyle bu adet, binek araçların kilometresinin yüzde 30’una tekabül ediyor. Karbon emisyonları artmaya devam ediyor, bu da geçmişe oranla farklı olarak kapsamlı bir eylem planı ihtiyacına işaret ediyor.

HİNDİSTAN ENERJİ TALEBİNİ ARTIRMADA ÇİN’İ GEÇECEK
Doğal gaz, hızla büyüyen gelişmekte olan ekonomilerdeki artan sanayileşme ve güç talebi düzeyleri, kömürden gaza geçişin devam etmesi, Kuzey Amerika ve Orta Doğu’daki düşük maliyetli arzların artışı ile desteklenen bu dönemde güçlü şekilde büyüyor. 2040’a gelindiğinde ABD’nin küresel gaz üretiminin neredeyse dörtte birini karşılayacağı ve küresel LNG (Sıvı Doğal Gaz) arzının iki kattan fazla gerçekleşeceği öngörülüyor. 2020’lerin başında LNG kapasitelerinin, bölgeler arası boru hattı sevkiyatlarını aşmasıyla LNG arzlarındaki süregelen büyüme, gazın dünyadaki mevcudiyetini büyük ölçüde artıracak. Kömür tüketimi, Görünüm raporu döneminde dengeli seyrederken, Çin ve OECD’deki düşüşler, Hindistan ve diğer gelişmekte olan Asya ekonomilerindeki talep artışıyla telafi ediliyor. Çin’in 2040 yılına kadar kömür için en büyük pazar olup, küresel kömür talebinin yüzde 40’ını oluşturması bekleniyor. Enerji tüketimindeki tüm büyüme, hızla gelişmekte olan Çin ve Hindistan gibi ekonomilerde, 2040 yılına kadar küresel enerji talebindeki büyümenin yarısını oluşturuyor. Bu dönemde Çin’in enerji artışı, daha sürdürülebilir bir ekonomik büyüme modeline geçtikçe yavaşlıyor. Hindistan’ın talep büyümesindeki yavaşlama daha az belirgin ve 2030’lu yılların başında dünyanın en hızlı büyüyen enerji pazarı olarak Çin’i geçeceği öngörülüyor. Görünüm raporunun ileri safhalarında Afrika, 2035’ten 2040’a kadar küresel talebin artmasına Çin’den daha fazla katkıda bulunarak enerji talebini artırmada giderek daha önemli bir rol oynayacak.

YENİLENEBİLİR ENERJİ YÜZDE 400’ÜN ÜZERİNDE BÜYÜYECEK
Raporu değerlendiren BP Baş Ekonomisti Spencer Dale, “Farklı enerji kaynakları arasında, yüksek seviyede enerji arzı ve sürekli enerji verimliliği iyileştirmeleri ile artan rekabet görüyoruz. Dünya, daha az ile daha çok şey yapmayı öğrendiğinden, enerji talebi, şimdiye kadar gördüğümüz en çeşitli yakıt karışımlarıyla karşılanacak. 2040 yılına kadar petrol, gaz, kömür ve fosil olmayan yakıtların her biri dünya enerjisinin yaklaşık dörtte birini karşılıyor. Enerji talebindeki artışın yüzde 40’ından fazlası yenilenebilir enerji ile karşılanıyor” diyor. Rapora göre, yenilenebilir enerji yüzde 400’ün üzerinde büyüyor ve küresel enerji üretimindeki artışın yüzde 50’sinden fazlasını oluşturuyor. Bu güçlü büyüme, rüzgâr ve güneş enerjisinin artan rekabet gücü sayesinde sağlanıyor. Sübvansiyonlar, yenilenebilir enerjinin giderek diğer yakıtlara karşı rekabet edebileceği 2020’lerin ortalarında kademeli olarak ortadan kalkıyor. Çin, büyümenin en büyük kaynağı olup OECD ülkelerinin tamamından daha fazla yenilenebilir enerji sağlarken, Hindistan da 2030’a kadar büyümenin en büyük ikinci kaynağı oluyor.

TAŞIMACILIK, KÜRESEL PETROL TALEBİNE HAKİM OLMAYI SÜRDÜRÜYOR
Petrol talebi, ilerleyen yıllarda dengelenmesine rağmen, raporun büyük bölümünde artıyor. Tüm talep artışı, gelişmekte olan ekonomilerden geliyor. Arzdaki büyüme, ABD’deki petrol sıkışıklığı ve Orta Doğu üreticilerinin pazar payı büyütme stratejisini benimsemesi nedeniyle OPEC’in 2020’lerin sonlarından itibaren bunu üstlenmesi ile sürüyor. Taşımacılık sektörü, küresel petrol talebine hakim olmaya devam ediyor ve toplam büyümenin yarısından fazlasını oluşturuyor. Raporun sonuna doğru dengelenen, taşımacılıktan gelen enerji talebindeki büyümenin büyük kısmı karayolu dışı (çoğunlukla hava, deniz ve demiryolu) taşımacılıktan ve kamyonlardan gelirken otomobillerden ve motosikletlerden küçük artış elde ediliyor. 2030’dan sonra ise petrol talebindeki büyümenin ana kaynağı, özellikle petrokimyasallar için ham madde olarak yanma ile ilgili olmayan kullanımlardan kaynaklanıyor.

ENERJİ KULLANIMININ YÜZDE 20’SİNİ ULAŞIM SEKTÖRÜ OLUŞTURUYOR
Ulaşım sektörünün küresel çaptaki enerji talebi artışında en büyük role sahip olduğunu vurgulayan BP Türkiye Akaryakıt Ülke Müdürü Martin Thomsen, “Ulaşım sektörü dünya çapında enerji kullanımının yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor. Şu anki projeksiyonlarımız; dünyadaki toplam hafif ticari araç ve kamyon sayısının 2050 yılı itibarıyla 1,2 milyardan 2,6 milyara ulaşabileceğini gösteriyor. Diğer yandan elektrikli araçların da enerji verimliliği adına hızlı büyüyen bir alternatif olduğunu söyleyebiliriz. Giderek artan mobilite de hayatımıza önemli değişiklikler getiriyor. Teknoloji ile harekete geçen otonom araçlar, 2030 yılına kadar ulaşım sisteminde önemli bir role sahip olacak. Bu durum da otonom araçların önemli bir kısmının elektrikli olacağını ortaya koyuyor. Ancak, elektrikli araçlar hala seyahat ve ulaşım sektörlerinde karbon emisyonlarının düşürülmesi için pahalı bir seçenek. Dünya genelinde elektrikli araçların geliştirilmesi için verilen destek ve teşvikler hala yeterli değil. Hem içten yanmalı motorlara hem de elektrikli araç teknolojisine birlikte yatırım yapılırsa şehirlere salınan karbonu azaltmak adına daha iyi sonuçlar elde edilebileceğine inanıyoruz. Verimlilik projelerinin çoğunun ciddi bir yatırım gerektirdiğini görüyoruz. Özellikle ulaştırma ve taşımacılık sektörlerindeki karbon yoğunluğunu azaltmak için sürdürülebilir biyoyakıtların enerji ekosisteminde rolünün artması gerekiyor” diye konuştu.

KARBON EMİSYONLARI 2040 YILINA KADAR YÜZDE 10 ARTACAK
Rapora göre, karbon emisyonları 2040 yılına kadar yüzde 10 artacak. Bu, son 25 yılda görülen oranlardan çok daha düşük olmakla birlikte, Paris İklim Anlaşması taahhütlerini gerçekleştirmek için gerekli olduğu düşünülen keskin düşüşten daha yüksek. Bu nedenle Görünüm raporu, 2040 yılına kadar karbon emisyonlarının neredeyse yüzde 50 oranında azaltıldığı Uluslararası Enerji Ajansı’nın Sürdürülebilir Kalkınma Senaryosu’nda olduğu gibi karbon emisyonlarında benzer keskin düşüşü içeren bir “Daha Hızlı Dönüşüm” senaryosunu da inceliyor. Bu senaryoda, Gelişen Dönüşüm senaryosuna oranla emisyonların ilave azaltılmasının büyük bir kısmı, 2040 yılına kadar neredeyse tamamen karbon salımı üretmeyen hale dönüşecek enerji sektöründen kaynaklanıyor.

YAZININ DEVAMINI DERGİMİZİN MAYIS SAYISINDA BULABİLİRSİNİZ…

4 May 2018
Benzer Haberler
ENERJİDE İBRE “YENİLENEBİLİR”E ÇEVRİLDİ
Kategori: Kapak Konusu
UPS 2025’E KADAR YENİLENEBİLİR ENERJİ VADEDİYOR
Kategori: Güncel Haberler
Yazarlar

SİYASET VE EKONOMİ İLİŞKİSİ

ÖKÜZ NE KADAR GÜÇLÜ OLURSA OLSUN FAREYİ YAKALAYAMAZ