4 May 2018

ŞİRKETLERİN ZORLU SINAVI

Deloitte, 2018 yılına yönelik İnsan Kaynakları Trendleri raporunu yayımladı. Rapora göre; otomasyonun iş dünyasına etkileriyle ilgili endişeler, yeni yetkinliklere duyulan ihtiyaç, yaşlanmakta olan işgücü ve daralan işgücü arzı dikkate alındığında kurumlar zorlu bir sınavla karşı karşıya. Rapor, bu yıl şirketlerin öncelikli olarak, iş dünyasının toplumdaki değişen rolü doğrultusunda C-seviye yöneticilerin toplumun sorunlarını kendi kurumlarının sorunları kadar benimsemeleri gerektiğini ortaya koyuyor. İnsan kaynakları ve iş dünyasından 11.000 yöneticinin görüşleriyle hazırlanan ve Sosyal Girişimin Yükselişi başlıklı 2018 İnsan Kaynakları Trendleri raporunda, Deloitte çalışanların artan beklentilerini ve teknolojinin kurumların İK önceliklerini şekillendirme hızını da mercek altına alıyor.

ŞİRKETLERİN İK ÖNCELİKLERİ GLOBALDE VE TÜRKİYE’DE PARALEL
Çalışmaya dahil olan katılımcıların görüşlerine göre, kurumların İK öncelikleri globalde ve Türkiye’de paralellik gösteriyor. Globalde ve Türkiye’de en çok önem verilen 10 konu başlığı arasında üst düzey yöneticilerin fonksiyonlar arası iş birliği yapması, veri kaynaklı fırsat ve riskler, 21. yüzyıl kariyer olanakları ve çalışan mutluluğu konuları öne çıkıyor. Ankete yanıt verenlerin ezici çoğunluğu üst yönetim kademesinde ekibe dayalı, disiplinlerin ötesine geçen ve karmaşık sorunları çözmeye yönelik tam bir uyuma ihtiyaç duyulduğuna işaret ediyor. Globalde ve Türkiye’de katılımcıların yüzde 85’i bu trendi önemli ya da çok önemli olarak niteliyor. Ancak kurumun başarısı için şart olsa da Türkiye’deki katılımcıların yüzde 79’u (globalde yüzde 73’ü) üst düzey yöneticilerinin düzenli bir iş birliği içinde olmadığını ifade ediyor. Dijital dönüşümle hayatımıza giren yapay zekâ ve robotik teknolojilerin mevcut iş gücüne adaptasyonu, entegre çalışma ortamı ve yeni teknolojilerin odağında hibrid iş gücü yönetimi konuları ise, Türkiye’deki katılımcıların kurumlarını en hazırlıksız gördükleri alanların başında geliyor.

TOPLUMSAL DUYARLILIĞIN YÜKSELİŞİ
Dünyada artan şeffaflık ve sosyal bilinç düzeyi işletmelerin toplumdaki değişimi tetikleyen rolüne yoğun dikkat çekiyor. Bugün kurumlardan artan ölçüde, sosyal açıdan faydalı olabilecek işler yapmaları bekleniyor. Bu beklentiler hem kurum dışında müşteriler ve toplumda, hem de kurum içinde çalışanlar arasında kendisini gösteriyor. Şirketlerin; gerçek anlamda sosyal girişimlerde tam anlamıyla paydaşlara dayalı ve dokunan bir yaklaşım benimsemesi, itibarlarını ve konumlarını korumak için toplumu etkileyen sorunları ele alması gerektiği belirtiliyor. İşletmelerin iyi birer vatandaş kimliğiyle toplumsal duyarlılıklarının yüksek olması ve önemli sosyal sorunlara çözümler geliştirmesi yönündeki artan baskıların ışığında, vatandaşlığın her kurumun kimlik ve misyonunun temel bir parçası olması gerektiği ifade ediliyor. Türkiye’den ankete katılanların yüzde 78’si (globalde yüzde 77’si) vatandaşlığı önemli ya da çok önemli konular arasında sayıyor. Ancak toplum üzerindeki etki ile şirketlerin mali performansı arasında giderek artan bağlantıya rağmen, ankete yanıt verenlerin globalde yalnızca yüzde 18’i, Türkiye’de ise yüzde 13’ü vatandaşlığın kurumsal stratejinin başta gelen öncelikleri arasında olduğunu belirtiyor.

YAŞLANMAKTA OLAN İŞ GÜCÜ YENİ YETENEKLERİN ÖNÜNDE BİR ENGEL Mİ?
Kurum içi ve dışındaki sosyal dinamikler de dünya genelinde yaşlanan iş gücüne dikkat çekiyor. Uzayan yaşam süresi beklentisi, kariyerlerin ne kadar uzun süre devam edebileceği ve yaşlanan çalışanların ekonomiler ve kamu politikaları üzerinde nasıl bir etkisi olacağıyla ilgili soruları akla getiriyor. Globalde anket katılımcılarının yüzde 15’i, yaşı ilerlemiş olan çalışanların genç yeteneklerin önünü kestiği yönünde bir perspektif dile getirirken, Türkiye’de ise bu oran yalnızca yüzde 8 olarak karşımıza çıkıyor. Dünya genelinde iş gücünün yaşlanmasına ve daha deneyimli yeteneklerin sunduğu rekabet avantajına karşın, globalde ankete katılanların yüzde 49’u (Türkiye’de yüzde 40’ı) şirketlerinin daha yaşlı çalışanlara ilerleyen yaşlarında yeni kariyerler bulmada yardımcı olmak adına herhangi bir aksiyon almadıklarını ifade ediyor. Ancak yaşlanmakta olan iş gücü sosyal işletmelerin faydalanabileceği el değmemiş bir deneyim ve bilgi kaynağı olarak da görülebilir ve değerlendirilebilir.

YAZININ DEVAMINI DERGİMİZİN MAYIS SAYISINDA BULABİLİRSİNİZ…

4 May 2018
Benzer Haberler
TÜRK ŞİRKETLERİ GELECEĞİN ORGANİZASYONUNU İNŞA EDİYOR
Kategori: Yönetim
AİLE ŞİRKETLERİ İÇİN YOL HARİTASI
Kategori: Yönetim
TÜRK ŞİRKETLERİ GELECEĞİN ORGANİZASYONUNU İNŞA EDİYOR
Kategori: Yönetim
Yazarlar

SİYASET VE EKONOMİ İLİŞKİSİ

ÖKÜZ NE KADAR GÜÇLÜ OLURSA OLSUN FAREYİ YAKALAYAMAZ