3 Nis 2018

ULAŞIMIN GELECEĞİNDE AKILLI OLMAK VAR

Endüstri devriminden bu yana yaşam biçimlerimizi şekillendiren kentler; ekonomik gelişmişliğin, büyümenin ve refahın temellerini oluşturdu. Kusursuz işleyen -ya da en azından öyle olması istenen- kentler, zaman içinde koca birer makineye dönüştü. Önemli olan düzen ve kentlerin sağladığı verimlilikti. Ancak nüfusun hızla artması, küresel iklim değişiklikleri, israf kültürüne karşı yükselen bilinç ve teknolojik gelişmelere dayalı toplum beklentileri, bu makinenin bazı çarklarının değişmesi gerektiğinin sinyallerini verdi. 2000’li yıllara yaklaşıldığında “akıllı şehir” kavramının doğuşu kaçınılmazdı. Merkezine insanı alan, insanın kent yaşamındaki işlevini artıran bir anlayışla biçimlendirilen bu kavramın temelinde; kentsel gelişme vizyonunun dijital teknolojilerle birleştirilmesi ve tüm kentsel hizmet ve ürünlere entegre edilmesi yaklaşımı yatıyordu. Dünyada ilk akıllı kent yatırımlarını başlatan ülkeler olarak Almanya, Çin, İngiltere, Singapur ve ABD öne çıkıyor. Günümüzde ise akıllı kentler, ülkelerin kalkınma stratejilerinde öncelikli madde olarak yer alıyor ve farklı ölçeklerde çok sayıda akıllı kent uygulaması üzerinde çalışılıyor.

KENTLERİN NÜFUSU ARTARKEN ULAŞIM AKILLANMAK ZORUNDA
Vizyoner yerel yönetimler daha yaşanabilir kentler sunmak, toplumun yaşamsal gereksinimlerini karşılayan kaynakların daha verimli kullanılabilmesini sağlayabilmek adına akılcı stratejiler geliştirmeye muhtaç. Bugün 7,6 milyar olan dünya nüfusunun, 2020’de 8 milyara, 2050’de ise 10 milyara yaklaşacağı, söz konusu artışın ise büyük oranda gelişmekte olan ülkelerden kaynaklanacağı öngörülüyor. 2010’da dünya nüfusunun yüzde 52’si kentlerde yaşarken 2020’de bu oranın yüzde 56’ya ve 2050’de yüzde 67’ye ulaşacağı tahmin ediliyor. Kentlerdeki nüfus artışı; altyapı, konut, ulaşım, eğitim, sağlık, güvenlik, çevre, enerji ve belki de kent yaşamı açısından tüm bunların en önemlisi olan ulaşım alanlarında sorunları da beraberinde getiriyor. İstesek de istemesek de ulaşım sektörü oldukça radikal değişikliklere gebe. Kamu sektörünün akıllı yollara, sinyalizasyon sistemlerine, tren ve deniz yollarının dijitalleştirilmesine yaptığı yatırımlar ve özel sektörün de sürücü destek sistemlerine, ağa bağlı cihazlara ve otonom sürüş teknolojilerine yaptıkları yatırımlar bu radikal değişimin güçlü kanıtları…

AKILLI ULAŞIM SEGMENTİ 5 YIL İÇİNDE YÜZDE 25 BÜYÜYECEK
Dijital dönüşümün içinde olduğumuz bu dönemde, artık eski yöntemlerle ulaştırma ağımızı ve altyapımızı yönetmek imkânsız hale geldi. Dünyadaki ulaşım sistemleri artık 21. yüzyılın ihtiyaçlarına hizmet etmek için yetersiz kalıyor. Artan maliyetler, çevreci yaklaşımlar, nakliyatta gecikmelerin ortaya çıkardığı ağır yükler, teknolojinin bize sunduğu imkanlardan faydalanmayı şart koşuyor. Zaten rakamlar da bunu destekliyor. Piyasa raporları, önümüzdeki beş yıl boyunca akıllı ulaşım segmentinde yıllık yüzde 25,1’lik bir büyüme oranı öngörüyor. 2016 yılında 72,05 milyar dolar olan bütçenin 2021 yılına kadar toplamda 220,76 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

MALİYETLER DÜŞÜYOR GÜVENLİK ARTIYOR
Akıllı ulaşım sistemlerinin (AUS) sağladığı en büyük avantajın maliyetleri azaltarak verimliliği artırmak olduğunu söylemek mümkün. Özellikle karayolunda yoğun bir biçimde kullanılan bu sistemler, seyahat bilgileri ile etkin talep yönetimini bir araya getirerek seyahat seçeneklerini ve mobiliteyi çoğaltıyor. Aynı şekilde verimlilik ile birlikte çevreye olan zararlı etkilerin azalmasına neden oluyor, kaynakların etkin kullanılmasını sağlıyor ve güvenliğe yönelik uygulamalar ile de insan sağlığı ve sosyal yapının korunmasına yardımcı oluyor. Akıllı ulaşım sistemleri uygulamaları, özellikle ticari araçlarda yolculuk süresinin azaltılmasını ve araçların rota takipleri yapılarak işletme maliyetlerini düşürülmesini sağlıyor. Böylece elde edilen ekonomik tasarruf, bireysel olarak işletmecilerin kârlılığını artırırken ulusal ölçekte ekonomilerin sürdürülebilir bir şekilde büyümesine ve rekabetin adil olmasına yardımcı oluyor. Karayolu altyapısında yapılan çalışmaları veya hava olaylarını haber veren bazı AUS uygulamaları ticari filoların rotalarını daha etkin bir şekilde belirlemelerini sağlıyor. Benzer şekilde, ücret toplama sistemlerinin otomatik ve daha hızlı çalışır bir şekilde olmasını sağlayan AUS uygulamaları, ücret ödeme kuyruklarını kısaltarak kullanıcılara daha hızlı seyahat imkânını makul ücretler karşılığında sunuyor.

YAZININ DEVAMINI DERGİMİZİN NİSAN SAYISINDA OKUYABİLİRSİNİZ…

 

3 Nis 2018
Benzer Haberler
ULAŞIMIN GELECEĞİNDE AKILLI OLMAK VAR
Kategori: Kapak Konusu
Yazarlar

YENİ EKONOMİ PROGRAMI VE TASARRUF EĞİLİMİ

NE KADAR DİJİTALSİNİZ?