6 Mar 2018

İŞTE KRİTER BAŞARI MI, CİNSİYET Mİ?

Tarım dışı alanlarda üretime katılımı 18. yüzyıl sonunda Sanayi Devrimi ile başlayan kadınlar, işgücü ihtiyacının yanında o dönemde ortaya çıkan düşük ücret düzeyi neticesinde yaşayabilmek için çalışma yaşamına girdi. Acı bir gerçek olsa da kadın işgücünün daha ucuz olması kadın iş gücüne olan talebi artırdı, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yıllarında ise ekonominin her alanında yaygınlaşmaya başladı. Bu dönemden sonra uluslararası sosyal politikaların gelişmesi ile kadınları koruyucu yasal düzenlemeler yapılırken, bilgi tabanlı yeni bir ekonomik yapılanmaya geçişin yaşandığı 21. yüzyılda ise kadınlar artık çalışma hayatında erkeklerle eşit bir konum ve muamele talep ediyor. Yaşadığımız çağdaki hızlı teknolojik gelişmeler ve endüstrileşme sonucunda çalışma hayatına aktif olarak katılan kadınların sayısı da her geçen gün artıyor. Ancak bugün dahi kadın ve erkeğin iş gücüne katılma oranlarının hem dünyada hem de Türkiye’de kadınlar aleyhine olduğu görülüyor.

TÜRKİYE, KADINLARIN İŞGÜCÜNE KATILIM ORANININ EN FAZLA ARTTIĞI 7’NCİ ÜLKE
İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayınladığı ve 2015 verilerine atıfta bulunan raporda, Türkiye’de erkeklerin istihdam oranının yüzde 65 seviyesinde olduğu, bu oranın kadınlarda ise yüzde 27,5’te kaldığı görülüyor. Oysa Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) desteği, Koç Holding ve PricewaterhouseCoopers’ın (PWC) iş birliğiyle hazırlanan İş Dünyasında Kadın İstihdamı ve Fırsat Eşitliği Deneyimleri Raporu’nda, iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılmasının Türkiye ekonomisi açısından önemli kazanımlar sağlayacağı vurgulanıyor. Kadın ve erkeklerin işgücüne katılım oranlarının birbirine yaklaşması durumunda, 2030 yılı itibariyle Türkiye’nin de dahil olduğu OECD ülkelerinin toplam ekonomilerinde yüzde 12’lik bir artış sağlayacağı öngörülüyor. Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından yayınlanan “İş Dünyasında Kadın Raporu”nun ilk fazında Türkiye’de 2007’den 2015 yılına kadınların işgücüne katılım oranının önemli bir iyileşme içinde olduğu belirtiliyor. Raporda, kadınların istihdam oranının erkeklerden daha yüksek oranda artarak yüzde 21’den yüzde 27,5’e yükseldiği gözleniyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün ülkelerin yaptıkları hane halkı işgücü anketlerinin derlendiği istatistik veri tabanı ILOSTAT’tan elde edilen verilere göre, verilerine ulaşılabilen 79 ülke içinde Türkiye 2007-2015 yılları arasında kadınların işgücüne katılım oranının en fazla arttığı 7’nci ülke konumunda. Bununla beraber, söz konusu oranın halen Avrupa Birliği ortalamasının (yüzde 57,6) oldukça altında kaldığı belirtiliyor.

İSTİHDAM ARTIŞI KADAR KALİTESİ DE ÖNEMLİ
Kadın istihdamı artıyor ancak hangi işlerde arttığı, en az artışı kadar önemli. TÜRKONFED tarafından yayınlanan İş Dünyasında Kadın Raporu’nun ilk fazında yer alan bilgilere göre; kendi hesabına çalışma, ücretsiz aile işçiliği gibi geçici, eğreti ve güvencesizliği barındıran işler atipik işler olarak nitelendiriliyor ve kadın istihdamının düzenli ücretli işlerde artması istihdamın kalitesi anlamında önem arz ediyor. Türkiye ekonomisi 2007-2015 yılları arasında düzenli ücretli sınıfında 5 milyon 325 bin kişi için iş yaratmış ve söz konusu işlerin yaklaşık yüzde 40’ında kadınlar çalışmış. Türkiye ekonomisi, ülkelerin Hane Halkı İşgücü Anketleri’nden derlenen verilere göre 2007 ile 2015 yılları arasında düzenli ücretli işlerde yüzde 77 artış sağlayarak, 2 milyon 160 bin kadına net iş yarattı. Söz konusu dönemde Avrupa Birliği’ne üye 28 ülkede toplam kadın istihdamı yüzde 3,5 (3 milyon 44 bin kişi) arttı.

TOPLAM İŞVERENLERİN YÜZDE 8’i KADIN
Kadın girişimciliğinde işverenlik de önemli bir gösterge olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de işveren kadınların toplam işverenlere oranının yüzde 8 olduğu görülüyor. Söz konusu oran 2007 yılında yüzde 6,2 seviyesindeydi (ILOSTAT, 2017). Bununla beraber, yüzde 8’lik oranın Avrupa Birliği’nin yüzde 27’lik oranının oldukça altında olduğu da dikkat çekiyor. Türkiye genelinde kadın sigortalı sayısı en fazla artan iller ise genellikle büyük ve sanayinin yoğun olduğu bölgeler. Büyük şehirler yüksek eğitimli vasıflı kadınlara olduğu kadar, özellikle tekstil gibi emek yoğun alanlarda niteliksiz işgücüne de iş olanakları sağlıyor. Kentleşme, beraberinde tüketimi artırıyor, başta konut olmak üzere dayanıklı tüketim maddeleri, otomobil, eğitim gibi ihtiyaçlar büyük şehirlerde hanede erkek ile beraber kadının da işgücü piyasasına girmesine neden oluyor.

“KADIN GÜÇLENİRSE TOPLUM GÜÇLENİR”

TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İş Dünyasında Kadın Komisyonu Başkanı & ELİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık:

Sürdürülebilir bir kalkınma, güçlü ekonomik ve sosyal yapıyı gerektirir. Geçmişte kalkınma dendiğinde sadece ekonomik verilerin ortaya konduğu bir yaklaşım benimsenirdi. Kişi başına düşen milli gelir, sanayi alanındaki gelişme, dış ticaret hacmindeki artış gibi kavramlar hep ön plana çıkardı. Günümüz dünyasında kalkınmanın sürdürülebilirliği farklı parametrelerin devreye girdiği yeni bir süreç yarattı. İnsan odaklı, insanın eğitim düzeyinin, niteliklerinin artırılmasını ön plana çıkaran, yoksulluk ve gelir dağılımı gibi konuları ön plana koyan bir kalkınma anlayışı ortaya çıktı. Bu kalkınma anlayışında ise kadın çok önemli bir yerde duruyor. BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinden 17 tanesinin 5’i kadın konusuyla ilgili. Bugün ekonomik alanda kadınla erkeğin eşit oranda toplumsal ve ekonomik hayata katılımının dünya gayri safi milli hasılasını yüzde 26 artıracağı öngörülüyor. Toplumun yarısını oluşturan kadınların iş ve sosyal hayata tam eşitlikle katılımını sağlamak; güçlü ekonomi, güçlü toplum ve güçlü bir demokrasi için gerekliliktir. Güçlü ekonomi, kadının çok yönlü güçlendirilmesini gerekli kılar. Kadının çok yönlü güçlendirilmesi ise kadınların; sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel alanlar gibi, yaşamın tüm alanlarında daha fazla sayıda ve etkinlik düzeyinde yer almaları, yetki ve karar alma mekanizmalarında, üst düzey görevlerde yönetici olarak daha fazla sayıda bulunmaları ile mümkündür. Kadın güçlenirse, sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel yaşam alanlarına daha fazla sayıda ve etkinlik düzeyinde katılacaktır. Kısacası kadın güçlenirse, toplum güçlenir; sürdürülebilir kalkınma ancak güçlü kadınlarla olur.

“KADINLAR DETAYCI VE İŞ TAKİBİNDE DAHA DİKKATLİ”

Kadın Girişimcileri Derneği (KAGİDER) Başkanı Sanem Oktar:

Cinsiyetler arasında fırsat eşitliğini zorlaştıran koşullar nedeniyle kadın girişimcilerin işi elbette daha zor. Öncelikle finansal kaynaklara erişim bütün girişimciler için bir sorun olsa da, kadın girişimciler için daha büyük bir sorun. Bunun temelinde de kadınları esas olarak çocuk ve yaşlı bakımından, ev işlerinden sorumlu gören erkek egemen kültür geliyor. Erkek egemen kültürün gelişmekte olan ekonomilerde daha güçlü olduğunu görüyoruz. Türkiye’de henüz eşit işe eşit ücret anlayışının yerleşmemiş olduğunu da söyleyebiliriz. Burada bir başka önemli faktör de eğitimdir. Eğitimdeki fırsat eşitsizlikleri, kız çocukların yeterli eğitimi almaması onları girişimcilik için hazırlıksız hale getiriyor. Eğitim seviyesi yükseldikçe kadınların ekonomiye katılımı da artıyor. Bu çalışan olarak olduğu gibi girişimcilik şeklinde de olabiliyor.

6 Mar 2018
Benzer Haberler
EMIRATES’TE İŞGÜCÜNÜN YÜZDE 40’I KADINLARIN
Kategori: Güncel Haberler
TEKNOLOJİNİN KADIN LİDERLERİ ÖDÜLLERİ’NE BAŞVURULAR BAŞLADI
Kategori: Güncel Haberler
İŞTE KRİTER BAŞARI MI, CİNSİYET Mİ?
Kategori: Kapak Konusu
Yazarlar

SİYASET VE EKONOMİ İLİŞKİSİ

ÖKÜZ NE KADAR GÜÇLÜ OLURSA OLSUN FAREYİ YAKALAYAMAZ