6 Mar 2018

TELEKOM SEKTÖRÜ BÜYÜYEMİYOR!

Telekomünikasyon sektörü serbestleşmenin başladığı 2002 yılından bu yana deyim yerindeyse yerinde sayıyor. Dikkat çekecek seviyede bir büyümenin yaşanmadığı sektörde rekabet de gelişmiyor. Hal böyleyken alternatif işletmecilerin önünün açılarak rekabetin artırılmaması halinde sektörde büyümenin mümkün olmadığı belirtiliyor. TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, Türkiye’de telekomünikasyon sektörünün hızlı bir büyüme potansiyeline sahip olmasına rağmen, ulaşması beklenen büyüklüğün gerisinde kaldığına dikkat çekiyor.

Telekomünikasyon sektörünü büyüme rakamları açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye elektronik haberleşme hizmetleri sektörünün 2016 yılı büyüklüğü 45,5 milyar TL olarak belirlendi. Ancak bu rakamların, enflasyondan arındırılmış gelir temel alınarak yeniden hesaplanması gerekiyor. Bu doğrultuda TÜİK enflasyon verilerini kullanarak yaptığımız hesaplamalara göre, 2003 yılından itibaren sektörde dikkat çekecek seviyede bir büyüme olmadığı görülüyor. 2016 yılında 15,55 milyar TL’ye ulaşan enflasyondan arındırılmış elektronik haberleşme geliri, 2003 yılından bugüne sadece 570 milyon TL’lik artış sağlayabildi. Telekomünikasyon sektörü, serbestleşmenin başladığı 2002 yılından itibaren neredeyse hala aynı büyüklükte. Bu süre içerisinde tüketiciler tarafından satın alınan hizmetlerde çok büyük artışlar olduğu dikkate alındığında tüketicilerin çok daha fazla hizmeti aynı paraya aldıklarını söylemek mümkün, yani bu dönemden en kârlı çıkan tüketiciler oldu. Diğer yandan, geçen 14 senenin sonunda bağımsız alternatif işletmecilerin toplam sektör gelirleri içerisindeki payının sadece yüzde 8’lerde kaldığı, rekabetin gelişmediği görülüyor. Türkiye’de telekomünikasyon sektörü, ülkemizdeki genç nüfusun büyüklüğü, telekom hizmetlerine ve veriye olan talebin fazlalığı gibi faktörler nedeniyle hızlı bir büyüme potansiyeline sahip olmasına rağmen, rekabetin artırılamaması, sektör üzerinde mali yükler, yatırımın önündeki hukuki ve rekabet engelleri neticesinde sahip olması beklenen büyüklüğün gerisinde kalıyor.

Sektörü bir de istihdam açısından değerlendirirsek…

Elektronik haberleşme sektörünün içinde bulunduğu iletişim teknolojileri sektöründe, 2015 yılında 43 bin kişi istihdam edilirken, bu sayı 2016 yılında yüzde 9,1 gerileyerek 39 bin kişiye düştü. Sektörümüzün büyüyemediği dikkate alındığında, en iyimser tahminle önümüzdeki yıl bu rakamın sabit kalacağını söyleyebiliriz.

YENİ FİRMALARA POZİTİF AYRIMCILIK YAPILMALI

Türkiye’de internet diğer ülkelere göre hem daha pahalı hem de yavaş. Bu durumu neye bağlıyorsunuz?

Bu konunun temelinde sektörde adil rekabetin tam olarak sağlanamaması yatıyor. Telekomünikasyon sektörü kendi başına rekabete açılamaz. Tekstil, inşaat gibi değil. Devletin ve yasaların yönlendirmesiyle rekabete açılır. Bunun gereği yapılmalı. Burada büyük eksikliğimiz var. İkincisi, yeni gelecek firmalar var olanlara göre mutlaka pozitif ayrımcılığa sahip olmalı. Herkes birbirine eşit derseniz ağır sikletle tüy siklet maçı gibi olur. Türkiye’de uzun süre altyapıya sahip olmak kolay para kazandırıyordu. Halbuki altyapı sahipliği bir şey üretmiyor. Yarış altyapı sahipliğinde değil herkesin ulaşabildiği bir ortak altyapı üzerinden verilen hizmetlerde olmalı. Bu sorun çözülemediği için yaratıcılık olmuyor, yeni firmalar da sektöre giremiyor. Tam rekabet devlet tarafından tesis edilirse fiber yatırımı artar, internet hızlanır ve daha uygun fiyatlardan bahsedebiliriz.

Türkiye’de fiber altyapı yatırımları ne durumda? Sizce yeterli yatırım yapılıyor mu?

OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında, sabit genişbant yaygınlık oranları Türkiye’de çok düşük seviyede. Türkiye’de fiber yaygınlık oranı, yüzde 2,7, OECD ülkelerinde ise bu oran yüzde 6,4. DSL yaygınlık oranı OECD ülkelerinde yüzde 12,9 iken, Türkiye’de aynı oranın yüzde 10,4 olduğu dikkat çekiyor. Türkiye’de toplam fiber ağı uzunluğu 2017 yılı üçüncü çeyreğinde 311 bin 214 km’ye ulaştı. Coğrafi yüzölçümü, nüfus ve veri talebi göz önüne alındığında, ülkemizde fiber şebeke tesisinin hızlandırılması gerektiği açıkça görülüyor. Yüzölçümüne göre, Türkiye 16 kat daha fazla fiber uzunluğa sahip olmalı. Bu hedefe ulaşmak için, altyapı temelli sorunlara odaklanmamız şart. Ülkemizde bulunan toplam fiber altyapısının yaklaşık yüzde 80’i yerleşik işletmeci olan Türk Telekom’a ait. Bu altyapının bir kısmını göz, kanal gibi fiziksel altyapı oluşturuyor. Söz konusu mevcut fiziksel altyapının alternatif işletmecilere kullandırılması, hem ülke kaynaklarının verimli kullanılması adına hem de fiber şebeke tesis maliyetlerinin yüzde 80’ini kazı maliyetlerinin oluşturduğu göz önüne alındığında, fiber şebeke tesisine yönelik maliyetlerin ciddi anlamda düşmesi adına etkili olacaktır.

SÖYLEŞİNİN DEVAMINI DERGİMİZİN MART SAYISINDA OKUYABİLİRSİNİZ…

6 Mar 2018
Benzer Haberler
TELEKOM SEKTÖRÜ BÜYÜYEMİYOR!
Kategori: Teknoloji
Yazarlar

ERKEN SEÇİMLERİN EKONOMİK ETKİLERİ

GELİŞEBİLİR OLMAK!