17 Oca 2018

HOŞ GELECEK MİSİN 2018?

Bu yıl bizi neler bekliyor bilemeyiz ancak 2017 yılını terör saldırıları, toplumsal olaylar, siyasi gerilimler, savaş senaryoları ve türlü türlü makro kırılganlıklarla kapatıyoruz. 2017 yılını bitirirken hangi gelişmeler bizi gülümsetti? Hatırlaması zor! Ama son haftalarda açıklanan büyüme verisi 2018’de hem iş dünyası hem de hane halkının yüzü acaba gülmeye başlayacak mı dedirten türden. TÜİK geçtiğimiz haftalarda 2017 yılı 3. çeyrek büyüme verisini yüzde 11,1 olarak açıklamıştı. Açıkçası bu kadar yüksek bir rakamı piyasalar beklemiyordu. Peki, açıklanan bu parlak büyüme rakamı 2018 yılı için sürdürülebilir mi? Bu soruya cevap verebilmek için yüksek büyümenin nedenlerini incelemek gerekir. Öncelikle yüksek büyüme senaryosunda 2016’nın etkisini göz ardı etmeyelim. 2016 yılının aynı döneminde küresel daralma sonucunda tüm ekonomilerde genel bir gerileme gözlenmişti. Buna ek olarak içerideki gelişmeler nedeniyle de oldukça karamsar bir havada geçmişti. Daralan talep ve buna bağlı olarak arz ve yatırımlar açısından önemli ölçüde bir daralma yaşanmıştı. Geçen yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında büyüme cephesinde baz etkisinden kaynaklanan olağanüstü bir durum olduğu ortada. Elbette iş dünyasına verilen teşvikler ve kredi garanti fonundan sağlanan kredilerin de yansımaları bu rakamda gözlenebilir. Tabii bir rakamı okumanın başka yolları da yok değil. Yüzde 11,1’lik büyüme bir önceki yılın aynı dönemine göre açıklanan rakam. Bir önceki çeyrek nezdinde bakıldığında büyümenin çok daha sınırlı olduğu göze çarpıyor. Özetle, ağırlıklı olarak baz etkisi ve kredi teşvikleri ile yakalanan bu ivmenin 2018’de daha sınırlı kalacağını tahmin etmek zor değil. Öyle ki 2017’yi kapadığımız şu günlerde dış politikalar, iç gelişmeler ve piyasalar açısından umut verecek bir ışık şimdilik göze çarpmıyor.

2018’den neler dileyebiliriz? Her yeni gelen yıl yeni bir umut. Aslında ne değişiyor? Bir gece uyuyorsun ve ertesi gün yeni bir yıl başlamış oluyor? Ama insan içinde geleceğe dair isteklerini sıralamaktan kaçınmıyor. Şüphesiz refah seviyesinin artması tüm kesimlerin en temel dileği. Ancak bu öyle akşamdan sabaha kurulmuyor. Öncelikle toplumu aydınlık düşünmeye sevk edecek eğitim ve öğretim alt yapısının oluşturulması gerekiyor. Birbirini seven ve saygı duyan bir medeniyet, ancak adil işleyecek bir hukuk düzeni içinde tesis edilebilir. Ülkenin makro dengeleri için sağlam dış politika şart. O zaman, mevcut pazarlar ile iyi ilişkiler yeşertecek siyasi üslup orta vadede daha ılımlı bir piyasa ilişkisinin zeminini oluşturacaktır. 2018 yılı zaten zor bir yıl olacak. Görünen o ki Trump’ın vergi paketi ve Fed, gelişmekte olan ülkeleri zorlayacak. Doların küresel olarak değer kazanması en temel senaryo. Belirsizlik ortamı ve gerilen küresel ilişkiler de buna eklenince Türkiye için daha zor bir ekonomik düzen kapıda olabilir. Yine de umudu kırmamak gerekir. Sağlıklı, huzurlu ve refah içinde yaşayacağımız bir yeni yıl dilerim.

17 Oca 2018
Benzer Haberler
“EKONOMİYE DÖRT ELLE SARILMA ZAMANI”
Kategori:
HOŞ GELECEK MİSİN 2018?
Kategori: Yazarlar
İŞ DÜNYASI İSTİHDAM İÇİN ‘SEFERBER’ OLDU!
Kategori: Ekonomi-Ticaret
Yazarlar

YENİ EKONOMİ PROGRAMI VE TASARRUF EĞİLİMİ

NE KADAR DİJİTALSİNİZ?