17 Oca 2018

2018 YILINA BAKIŞ…

TURKISH YATIRIM ARAŞTIRMA BÖLÜM BAŞKANI M. BAKİ ATILAL:

Yurtiçinde 2018 yılında KGF’nin kredi büyümesi ve ekonomik faaliyete sağlayacağı katkının yavaşlayacak olmasına karşın 2017’de yakalanan büyüme etkisinin devam etmesi, üçüncü çeyrek büyüme verisinde de görüldüğü gibi makine teçhizat alanındaki büyümenin devamı ve bu alandan verilecek teşviklerle GSYH artışının 2018 için yüzde 4,6 olmasını bekliyoruz. 2017’de bir türlü düşüş patikasına sokamadığımız enflasyonla çok uğraştık ve benzer ülkelerle negatif ayrışım gösterdik. 2017 yılında (15 Aralık itibariyle) TL, kur sepeti karşısında 2016 sonuna göre yüzde 16,46 değer kaybetti, gıda ve enerji fiyatlarının yanı sıra güçlü talep kıskacında kaldık. Üretici fiyat enflasyonunun Kasım’daki yüzde 17,3 ile ulaştığı seviye de maliyet faktörlerinin enflasyon üzerinde olumsuz etkilerinin halen devam ettiğinin işareti oldu.

“2018 İÇİN TÜFE ARTIŞ TAHMİNİMİZ YÜZDE 9,3 SEVİYESİNDE”
Turkish Yatırım olarak 2018’de de enflasyonu-başta enerji fiyatlarındaki artış kaynaklı- konuşmaya devam etmeyi bekliyoruz. Zaten ekonomide canlılığın devam etmesini beklememiz talep taraflı fiyat baskısı ile maliyet baskısının da beraberinde devam etmesine neden olduğundan 2018 için TÜFE artış tahminimiz yüzde 9,3 seviyesinde. Enflasyonun Kasım ayında, kur artışının etkisi ve gıda fiyatlarındaki yükseliş ile yüzde 13,0 seviyesi ile tepe seviyesine ulaştığını düşünüyoruz. Çıktı açığı ve baz etkisi ile yılın ilk aylarında yüzde 10’lara doğru bir gerileme bekliyoruz. 2018 yılının ilk dört ayında, eksi çıktı açığının devam edecek olması nedeniyle ilk dört ayda TÜFE tarafında bir rahatlama görebiliriz. Ancak Mayıs ayından itibaren fiyat baskısının etkin olmasını bekliyoruz.

“EN İYİ GETİRİ SAĞLAYAN BORSALARDAN BİRİ OLDUK”
Piyasalara baktığımızda; bu yıl açık ara ile en iyi getiri sağlayan borsalardan biri olduk. 15 Aralık itibariyle yılbaşından bu yana yüzde 40 getiri sağlamış bir borsamız var. MSCI ülke karşılaştırmasında benzer ülkelere göre dolar bazlı yüzde 25’lik getiri ile ilk dört ülke arasında yer alıyoruz. Bir hatırlatma yapmak gerekirse; 7 Eylül 2017’de MSCI Türkiye dolar bazındaki yüzde 44 getirisi ile MSCI Gelişen Ülke Endeksi’nin yüzde 13,8 üzerinde bir getiriye sahip bulunuyordu. Merkez bankaları şahinleşecek korkusu, ABD ilişkilerindeki gerginlik, enflasyondaki ve kurdaki tırmanışla dolar bazlı zirve seviyeyi kaybettik ama TL bazlı zirvemizi halen koruyoruz.

Bu performansın elde edilmesindeki temel etmenleri;

•Kredi Garanti Fonu mekanizmasının devreye girmesi, dayanıklı tüketimde KDV ve Özel Tüketim Vergilerinin düşürülmesi, Merkez Bankamızın aldığı yabancı para zorunlu karşılık, TL depoları karşılığı döviz depo piyasası açılması, reeskont kredileri adımı, TL uzlaşmalı döviz satım ihaleleri,

•2017 genelinde güvenliğe yönelik endişelerin azalması,

•ABD Başkanı Trump’ın ekonomiye yönelik vaatleri ve Fed beklentileriyle güçlenen ve 103 seviyelerine yükselen dolar endeksinin, Trump’ın vaatlerini gerçekleştirememesi, Fed’in faiz artırımında aceleci olmayacağının ortaya çıkması ve AB tarafındaki ekonomik toparlanma ile 92,5’lere gerilemesi,

•Avrupa’daki toparlanma, ECB’nin Avro/Dolar paritesini olumlu etkileyecek adımları ve paritenin 1,20 seviyelerine çıkması,

•Küresel ticaret hacminin artması,

•Benzer ülke çarpanlarının çok gerisinde kalmamıza karşın güçlü büyüme hikayemizle yabancı ilgisinin artması olarak sıralayabiliriz.

YAZININ DEVAMINI DERGİMİZİN OCAK SAYISINDA BULABİLİRSİNİZ…

17 Oca 2018
Benzer Haberler
2018 YILINA BAKIŞ…
Kategori: Ekonomi-Ticaret
Yazarlar

ERKEN SEÇİMLERİN EKONOMİK ETKİLERİ

GELİŞEBİLİR OLMAK!