6 Ara 2017

KURLARI KİM TUTABİLİR?

Yılı kapatmaya az kaldı. Geriye dönüp baktığımızda 2017’nin siyasi çekişmeleri ve belki en çok da buna bağlı olduğu düşünülen ekonomik etkileri her kesimden bireyin cebine çoktan yansımaya başladı. 2018’in neler getireceğini şimdiden tespit etmek güç. Zira her yeni gün yeni bir gündemi konuşuyoruz. Ancak kısa vadede normalize olmak zor. Dış piyasalarla yaşadığımız her türlü gerilim, ekonomik olarak olumsuz geri dönüş sağlamaya devam edecektir. Özellikle TL’nin değerini her gün katlanarak yitirmesi, buna bağlı olarak enflasyon görünümünde ve faizlerde yükselişe neden olmakta. Reel sektörün döviz borcu kısa ve orta vadede tüm makroekonomik göstergeleri karıştıracak düzeyde. Kurların tırmanmasıyla risk gittikçe büyüyor.

Aslında sonbaharı karşıladığımız dönemde kurlar gerilemiş dolar cephesinde 3,40 seviyelerinin altına inmişti. Piyasalarda bir rahatlama izlenmekteydi. Ancak özellikle son bir aylık bir süreçte kurlarda görünüm tamamen şekil değiştirdi. TL, dolar karşısında yaklaşık yüzde 8 değer kaybetti. Gösterge faizi yaklaşık 1,5 puan arttı. Gelişmekte olan diğer ülkeler ile karşılaştırıldığında bizim piyasalarda negatif ayrışma göze çarpmakta. Doğrusu, piyasa koşulları kurlarda tırmanışın devam edeceğinin sinyalini veriyor ama hangi seviyede geri hamle yapacağını kestirmek zor. Bu nedenle geleceğe yönelik sağlıklı yatırım kararı vermek imkânsız. Şüphesiz para otoritelerinin aldığı aksiyonlar devam edecektir. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) kurlardaki tırmanışı bir nebze olsun frenlemek için Türk Lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım ihaleleri başlatacağını açıklamıştı. Bu ihaleler aslında bir tür kur üzerine yapılan forward anlaşmalara işaret ediyor. Vadede fiziki olarak döviz teslimi gerçekleşmeyecek. Dolayısıyla MB’nin döviz rezervi erimeyecek ancak vade sonunda uzlaşma fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki fark TL cinsinden el değiştirecek. Bu süreçte amaçlanan kur riskinden korunmak, dövize olan talebi kısmak ve TL fiyatının gerilemesinin önüne geçmek. İhalelere sadece bankalar katılacak ve teklif sunacak. İhalede oluşan teklif miktar ve fiyat düzeyleri de bankacılık kesiminin kurların seyri hakkındaki öngörülerinin tespitini sağlayacak. 20 Kasım’da gerçekleşen ilk ihalede 1 ay vadede gerçekleşen tutar 150 milyon Dolar ve ortalama kur 3,92810, 3 ay vadede gerçekleşen tutar 100 milyon Dolar ve ortalama kur 4,00433, 6 ay vadede gerçekleşen tutar 100 milyon Dolar ve ortalama kur 4,10766 şeklinde yansıdı. Merkez Bankası bu işlemlerle piyasada önemli bir oyuncu olarak güven yaratmayı amaçlamış olsa da ilk ihalenin piyasaya yansıması kurlar cephesinde şimdilik önemli bir katkı sağlamadı. İhale sonrasında Dolar 3,97 seviyelerine yaklaştı. Merkez Bankası da bu sefer faiz silahını kullanarak fonlama faizini yüzde 12,25’e yükseltti.

TCMB ihalelerinin devamında döviz cephesinde önemli bir gerileme yaşanır mı bekleyerek göreceğiz. Ancak piyasaların asıl ilacı iki temel faktöre bağlı. Birincisinin ihtiyaç duyulan faiz artışı olduğu ortada. Siyasi yönetimin faiz artışına karşı tutumu da bilinmekte. Gelecek önlemlerin de işe yaramaması MB’yi bu konuda radikal bir karar almaya itebilir. İkinci faktör ise sakin bir siyasi ortam ve yapıcı dış politikalar. Özellikle Zarrab davası ve diğer belirsizlikler tansiyonu yukarıda tuttuğu müddetçe piyasaların normalize olması beklenmemeli. Zaten Merkez Bankası da ne yaparsa yapsın bu ortamda tüm önlemler geçici.

6 Ara 2017
Benzer Haberler
YAZ AYLARINI KAPATIRKEN EKONOMİK GÜNDEM
Kategori: Yazarlar
REFERANDUMDAN SONRA…
Kategori:
FED BAŞKANI VE PİYASALARDA DOLARIN YÖNÜ
Kategori: Yazarlar
Yazarlar

ERKEN SEÇİMLERİN EKONOMİK ETKİLERİ

GELİŞEBİLİR OLMAK!