11 Eki 2017

NESNELERİN İNTERNETİ DENİZCİLİĞİ NASIL ETKİLEYECEK?

Otonom araçlardan depolara, evlerden fabrikalara kadar tüm alanlarda uygulamalarını görmeye başladığımız nesnelerin interneti (IoT) olgusu, teknolojinin odak noktası oldu. Diğer sektörlere oranla yeniliklerin daha yavaş kabullenildiği denizcilik sektöründe de IoT, en ilgi çeken konulardan biri haline geldi. Değişen tedarik zinciri çözümleri ve iş modelleri, ticari gemilerin ve deniz taşımacılığı sektörünün işleyişini temelden değiştiriyor. Nesnelerin interneti teknolojisi, bir organizasyonun sektörden bağımsız olarak, bilgiden değer yakalamasını sağlıyor ve özünde daha büyük bir süreç oluşturan bir döngü oluşturuyor. Denizcilik endüstrisinin, kıyıda uygulanan teknolojik gelişmeleri denize taşıma konusunda şimdiye dek biraz yavaş davrandığını söylemek yanlış olmaz. Nesnelerin interneti ve makineler arası (M2M) iletişim uygulamaları, denizcilerin büyük bir bölümü için soyut kavramlar olarak kalmıştı. Ancak üreticilerin ve sistem entegratörlerinin yaklaşımı, gemi sahipleri ve operatörlerinin IoT ve M2M’in tam potansiyelini anlamasına olanak tanıyor. Denizcilik endüstrisinin yeni teknolojileri adapte etme konusundaki direncine rağmen IoT ve M2M teknolojilerinin getirileri, popülerliğini her geçen gün biraz daha artırıyor. Bununla birlikte bu teknolojiler maliyetleri düşürmek için tek başına yeterli değil. Tam anlamıyla bir verimlilik sağlayabilmek ve cihazlardan alınan bilgileri faydalı hale getirebilmek için bu teknolojilerin verimli bir biçimde yönetilmesi, uçtan uca kapsamlı bir altyapı kurulması büyük önem taşıyor.

YAKIT TÜKETİMİNİ AZALTMA FIRSATI
Denizcilikte maliyetleri düşürmenin başlıca yolu, yakıt tasarrufundan geçiyor. Gemi sahipleri ve işletmecileri, düşük charter oranlara karşı bunkerlerin artan maliyetleriyle karşı karşıya kaldıkları için, operasyonel giderleri azaltmak için alternatif yöntemler arıyor. Bazı maliyet düşürme yöntemleri, kirliliği önleyici boya veya hava koşullarına dayalı yönlendirme hizmetleri gibi net bir yatırım getirisi sağlıyor. Bu yöntemler IoT/M2M uygulamaları ve cihazları ile birleştiğinde, yakalanan tasarruf oranı katlanarak artabilir. Örneğin, bir besleme hattına IoT/M2M yakıt akışı ölçüm cihazlarının eklenmesi, bir teknenin motorlarının gerçek zamanlı operasyonel etkinliği hakkında bilgi sağlayabilir. Geminin makine sistemlerinden gelen mevcut teknik veriler, performansın gecikmeli olup olmadığını belirlemek için karşılaştırıldığında, bilinen verilere (üreticiler verileri, deniz denemeleri, önceden toplanmış veriler) karşı korelasyonlu olabilir.

YÜKÜN İZLENEBİLİRLİĞİNİ ARTIRIYOR
Taşımacılıkta standart konteyner kullanımına geçilmesi, tedarik zinciri lojistiğinin tamamen değişmesine yol açtı. Maersk, MSC, CMA CGM gibi dünyanın önde gelen konteyner taşımacılık şirketleri, bu alanda dijitalleşmenin sağladığı faydaların önemini kavramış durumda. Konteyner piyasasındaki bu değişim trendinin sektörü kökünden değiştireceği tahmin ediliyor. Soğuk zincir taşımaları, IoT ve M2M’in devrim yarattığı alanların başında geliyor. Bu teknolojiler, kargoların zarar görmeden, zamanında varış yerine ulaşmalarını sağlayabilir. Kargo nemi, sıcaklık ve hava basıncıyla ilgili düzenli güncellemeler, geminin tahmini varış süresi ile birlikte IoT/M2M uygulamaları yoluyla karaya otomatik olarak aktarılabilir, böylece kargo sahipleri de tedarik zincirlerindeki bilgileri buna göre güncelleyebilir. Bunun yanı sıra kargonun taşınması sırasında herhangi bir anormallik olması durumunda, soğutma teknisyenleri uydu yoluyla kargo koşullarında uzaktan değişiklik yapabilir veya mürettebatı, gemide bulunan arızalı ekipmanlar konusunda uyarabilir. Bu bilgilerin tümü toplulaştırılabilir ve modellenebilir, ardından ilgili taraflar için otomatik olarak bir mobil uygulamaya güncellenebilir. Müşterilerine bu avantajları sunan taşıyıcı şirketler, böylece rekabet avantajı da sağlamış olur.

OTONOM GEMİLERİN OLMAZSA OLMAZI
Uzmanlar, denizcilik endüstrisinde otomasyona yönelik çabaların önemli ölçüde artmasıyla yeni gemilerin önümüzdeki yıllarda mürettebat kademeli olarak azalmasıyla karşı karşıya kalacaklarını öngörüyor. Karar verme süreçlerinin büyük bölümünün de karadaki bir kontrol merkezine taşınacağı tahmin ediliyor. Bazı büyük gemi sahipleri şimdiden az sayıda mürettebat gerektiren yeni gemiler alma eğilimi gösteriyor. Rolls Royce gibi büyük gemi yapımcıları aynı zamanda otonom gemi kavramı üzerinde de duruyor. Rolls Royce, 2020 yılına kadar yarı veya tamamen otonom gemilerin dünyaya nasıl yelken açabileceğini tanımlayan, Gelişmiş Özerk Su Araçları Uygulamaları Girişimi (AAWA) adlı bir girişimi duyurdu. Girişim, merkezi bir yerden küçük bir mürettebat tarafından izlenen ve kontrol edilen çoklu sensörlere sahip otonom gemilerin nakliye masraflarını düşürecek. Denizcilik sektörü otomasyona doğru ilerledikçe, güvenli ve güvenilir iletişim sağlamak için çoklu ve yedek katmanlı bağlantılar giderek daha da önem kazanıyor. Otomatikleştirilmiş bir tekne üzerinde bir bağlantı kaybı yaşandığında ortaya çıkabilecek olası senaryoları dikkate alarak, konumundan bağımsız olarak 24/7 bağlantıya sahip olmak kritik öneme sahip. Gemilerin, güvenilir bağlantıyı garantilemek için uygun ekipmanlara sahip olmalarını sağlamak, örneğin farklı uydu ve karasal ağlar arasında otomatik geçiş yapmak operasyon için şart. Uydu haberleşme şirketi Speedcast, bu yüksek dereceli bağlantıyı ve kritik iletişim bağlantısını sağlamak için karma ağları (uydu, 4G/LTE ve kablosuz radyo) geliştirdi. Böylece gemiler konumundan bağımsız olarak hiçbir zaman rotanın dışına çıkamayacak. IoT/M2M devrimi, güvenilir ve yedekli bağlantı ile birleştirildiğinde değer kazanabilecek gibi görünüyor.

11 Eki 2017
Benzer Haberler
OMSAN TAM YOL İLERLİYOR
Kategori:
DENİZDE EMİSYONLAR ALTERNATİF YAKITLARLA DÜŞECEK
Kategori: Denizyolu
BIG DATA’YI KULLANAN KAZANACAK
Kategori:
Yazarlar

ERKEN SEÇİMLERİN EKONOMİK ETKİLERİ

GELİŞEBİLİR OLMAK!