11 Eki 2017

PİYASALAR BIÇAK SIRTI…

Fed toplantısı, AB Merkez Bankası, Kuzey Kore, Ortadoğu’daki siyasi gelişmeler, yaşanan doğal afetler derken piyasanın akışını etkileyen çokça faktör gündemde. Kuzey Kore’nin siyasi tutumu ile tırmanan ABD-Kuzey Kore gerilimi, tüm gözleri küresel dış ticaret haritasına çevirmiş durumda. Trump’ın, Kuzey Kore ile ticaret ilişkisini yürüten ülkelere karşı yaptırım başlatacağı açıklamaları, küresel ticaret yapısında değişiklik olacak mı sorusunu da gündeme taşıdı. Dış ticaret verilerine göre Kuzey Kore’nin en önemli ticaret ortağı Çin. Çin ile ticari ilişkiler kısıtlanmadan bir yaptırım olanağı imkânsız. Trump, BM Genel Kurulu’nda Kuzey Kore’yi hedef almış ve yaptırımlara ilişkin bir kararname açıklamıştı. Çin’den de bu karara destek gecikmedi. Çin Merkez Bankası, bankalarına Kuzey Kore ile işlem yapma yasağı getirdi. Önümüzdeki süreçte küresel ekonomik gelişmeler, dış ticaret profili ve döviz hareketlerini yorumlayabilmek için yaşanan bu diplomatik savaşın olası etkilerini takip etmek gerekmekte.

İçeride ise piyasalar 25 Eylül referandumu ve Türkiye’nin olası yaptırımlarının yarattığı belirsizlikleri fiyatlıyor. Referandumun ertelenme olasılığının varlığı, bir müddet piyasalardaki olumlu havayı bozmamıştı. Ancak Barzani cephesinden gelen ve referandumun kesin olarak yapılacağı söylemleri, bundan sonra Türkiye olarak nasıl bir siyasi ya da ekonomik müdahale yoluna gideceğimizi belirsiz kılmakta. Türkiye’nin sınırdaki hareketliliği ve müdahale olasılığı piyasalarda endişeli ve spekülatif hareketlenmeleri beraberinde getirmekte. Referandum sonucunda “evet” çıkması durumunda, bağımsızlığın hemen ilan edilmeyeceği açıklaması getirilmişti. Ancak Ortadoğu coğrafyası açısından incelendiğinde eldeki fırsatın geciktirilmeden kullanılacağı tahminleri, siyasi gerilimi ve olası müdahaleleri daha da tırmandırabilir. Aslında Türkiye bölge için oldukça önemli bir yere sahip.

Türkiye’nin boru hatlarında sınırlama getirmesi gündeme gelebilir. Bölgeye giden ürünlerin yarıdan fazlası Türkiye’den ihraç edilmekte. Türk şirketlerinin önemli yatırımları olduğu da göz önüne alındığında, ticari ilişkilerde kısıtlamaya gidilmesi, Kuzey Irak açısından önemli bir darboğaz yaratacağı gibi Türkiye açısından da hareketli bir pazarın kaybı anlamına gelebilir. Tüm bu gelişmeler, TL’nin seyri, faiz ve borsa açısından yakından takip edilmeli. Ancak sular durulsa bile TL’de kısa süreli değer kaybı yaşanacağı olasılığı yüksek.

Küresel siyasi gelişmeler bir yana, Fed’in Aralık ayında faiz artışına gideceği neredeyse netleşti. Fed’den gelen son açıklamalar ışığında dolar küresel olarak değer kazanmaya başladı. Ekim ayından itibaren bilanço küçültmeye gidecek olan Fed, gelişmekte olan piyasalara fon girişi açısından daha belirsiz bir dönemi işaret etmekte. Öte yandan, Almanya’da Merkel’in seçimleri küçük bir farkla kazanması ve koalisyon görüşmelerinin seyrine ilişkin belirsizlikler de Avro cephesinde değer kayıplarına yol açtı. Ekim ayı tüm bu gelişmelerin gölgesinde hareketli geçecek gibi görünüyor. Kısa vadede daha güçlü bir dolar ve siyasi gelişmelere bağlı piyasalarda oluşabilecek kayıplarla karşı karşıya kalabiliriz.

11 Eki 2017
Benzer Haberler
ERKEN SEÇİMLERİN EKONOMİK ETKİLERİ
Kategori:
PİYASALAR BIÇAK SIRTI…
Kategori: Yazarlar
KURLAR, ENFLASYON VE İŞSİZLİK
Kategori: Yazarlar
Yazarlar

YENİ EKONOMİ PROGRAMI VE TASARRUF EĞİLİMİ

NE KADAR DİJİTALSİNİZ?