1 Ağu 2017

ULAŞIMIN GELECEĞİ ‘PAYLAŞIM’DAN GEÇİYOR

2025 yılına gelindiğinde ise bu rakamın 335 milyar Dolar’a ulaşması bekleniyor. Özellikle ulaşım ve konaklama sektörlerinde tüm dengeleri alt üst eden trend, bu uyarıyı şimdiden gören birçok farklı sektörde de oldukça hızlı bir dönüşüm yaşanmasına neden oluyor. Peki, nedir bu paylaşım ekonomisi ve geleceğimizi nasıl etkileyecek?

Paylaşım ekonomisi, bir ürüne sahip olmak yerine onu kiralamayı temel alan sistemin ismi. Bu sistemde, sahibi tarafından kullanılmayan ya da az kullanılan ürün, bir aracı sayesinde ona ihtiyacı olan bir başkası tarafından kira karşılığında kullanılıyor. Yine bu sistemde hiç tanımadığınız biriyle aracınızı kullanarak benzin masrafınızı bölüşebilir, tatile gittiğinizde çok daha ucuza konaklama imkânı bulabilir ya da kullanmadığınız bir elektrikli ev aletini komşunuzla paylaşabilirsiniz. 2008 krizinden sonra yaygınlaşmaya başlayan ortak kullanım akımı, günümüzde haksız rekabet, vergi sorunları ve mevzuat tartışmalarının gölgesinde kalmış olsa da kesintisiz büyüme ivmesinden hiçbir şey kaybetmiş değil. Bunun başlıca nedenleri arasında ise internet ve mobil uygulamaların kullanımının yaygınlaşması ile Y kuşağının inovasyona daha açık oluşu gösteriliyor. Henüz 40’ına gelmemiş ancak çoktan çalışma hayatında kendini ifade etmeye başlamış olan Y kuşağı, sürekli farklı şeyleri deneyimlemek istiyor fakat buna tüm ömrünü ya da maaşını adamak istemiyor. Bu yüzden de herhangi bir şeye sahip olmak yerine onu işini görene ya da hevesi geçene kadar kiralamayı tercih ediyor. Farklı deneyimlere ve maceralara açık olan Y kuşağı; aracını, evini ya da bir eşyasını hiç tanımadığı biriyle paylaşmaya daha açık oluyor. Yapılan araştırmalara göre her üç kişiden biri son bir yıl içinde paylaşım ekonomisinin içinde bir şekilde yer almış.

KAZANAN TÜKETİCİLER, KAYBEDEN BÜYÜK OYUNCULAR OLUYOR
Paylaşım ekonomisinin böylesine büyümesinin ardında iki önemli isim var desek yanılmış olmayız: Airbnb ve Uber. Bu iki şirketin izledikleri yöntem aynı. Aslında hiç sahip olmadıkları bir varlığı, ihtiyacı olan bir kişiye kullandırıyorlar. Airbnb ve Uber’in kurdukları platformlar, boşta evi ya da arabası olanları, satın almadan bir süreliğine ev ya da araba sahibi olmak isteyenlerle bir araya getiriyor ve bundan küçük bir komisyon alıyor. Böylece herkes kazanıyor. Kazanandan bahsediyorsak elbette ki bu işin bir de kaybeden tarafı olmak zorunda. Burada kaybedenler ise bu sektörlerin büyük oyuncuları oluyor. 2008’de kurulan Airbnb, şimdiye kadar 191 ülke ve 65 bin şehirdeki 3 milyon farklı adreste 160 milyon kişinin konaklamasını sağladı. 2015 yılına geldiğimizde gecelik rezervasyon sayısı 50 bine ulaştı ve şirketin piyasa değeri 30 milyar Dolar’ı geçti. Bir yılda Airbnb’ye kaptırılan otelcilik gelirlerinin toplamı tahminlere göre 450 milyon Dolar’ın üzerinde. Yeni oda yaratma maliyeti neredeyse sıfır olan Airbnb’ye karşılık, mevcut otel zincirlerinin yapabileceği çok fazla bir şey yok. Bu firmalar, yıkıcı olarak nitelendirilen inovasyonun da öncüsü olarak içerisinde bulundukları pazarları ciddi anlamda dönüştürüyor.

ULAŞIM SEKTÖRÜ DÖNÜŞÜMÜN EŞİĞİNDE
Airbnb ile aynı sistemi kullanan Uber de bulunduğu sektörde dönüşümün öncülerinden. Uber’in değeri 2014’te 4 milyar Dolar iken günümüzde 62,5 milyar Dolar’a ulaştı. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre taksi gelirleri hızla azalırken, Uber sürücülerinin sayısı katlanarak artıyor. Hem hizmet kalitesi, hem maliyet avantajı hem de online platformlar üzerinden erişim kolaylığı sayesinde, dünya çapında kullanımını giderek yaygınlaştırıyor. Şu anda 450 şehirde erişilebilir olan Uber, günde 1 milyon kez kullanılıyor. Uber’in yanı sıra bir diğer araç paylaşım platformu olan Çin merkezli Didi Chuxing de dikkat çekiyor. Uber’in Çin’deki operasyonlarını satın alan Didi Chuxing, son olarak Apple’dan aldığı 1 milyar Dolarlık yatırımla dikkatleri üzerine çekmişti. Şirket attığı bu adımlarla beraber piyasa değerini 45 milyar Dolar’a kadar yükseltmeyi başardı. Çinli şirket, şu anda 400 şehirde kullanılabiliyor ve 300 milyon abonesi bulunuyor. Uygulama üzerinden araç paylaşım platformu sağlayan ve özellikle ABD’de çok popüler olan Lyft de 7.5 milyar Dolarlık piyasa değeriyle öne çıkan bir diğer isim. Şirket, araç paylaşımının araç sahipliğinin yerine geçeceğini düşünüyor. Lyft’in kurucularından, John Zimmer’a göre Amerika’da araç sahipliği ciddi oranda düşüş gösteriyor ve 2025’e kadar büyük şehirlerde araç sahipliği tamamen bitecek. Şehirlerarası araç paylaşımında ise değeri 1,5 milyar Dolar’ı aşan BlaBlaCar’ın adı öne çıkıyor. 22 ülkede 35 milyon üyesi

ULAŞIM VE TAŞIMACILIK SEKTÖRLERİ ADAPTE OLMALI
Deloitte firmasının “Paylaşım Ekonomisinin Yükselişi-Ulaşım Alanına Etkisi” adlı raporuna göre ana ulaşım şirketlerinin ve taşımacılık hizmetlerini yoğun olarak kullananların, varlık paylaşımı dünyasında var olmayı öğrenmeleri gerekiyor. Rapora göre firmalar için kötü haber, mobil teknolojiler ve dijital platformların geleneksel pazara giriş bariyerini aşındırarak ulaşım endüstrisini pek çok yeni rakibe açıyor olması. Ancak iyi haber ise yine aynı teknolojilerin sektördeki ileri görüşlü çalışanlar için paylaşım platformundan yararlanarak şirketlerini büyütme ve kar marjlarını artırma fırsatı sunması.

YAZININ DEVAMINI DERGİMİZİN AĞUSTOS SAYISINDA BULABİLİRSİNİZ…

1 Ağu 2017
Benzer Haberler
ULAŞIMIN GELECEĞİ ‘PAYLAŞIM’DAN GEÇİYOR
Kategori: Kapak Konusu
Yazarlar

SİYASET VE EKONOMİ İLİŞKİSİ

ÖKÜZ NE KADAR GÜÇLÜ OLURSA OLSUN FAREYİ YAKALAYAMAZ